Arkeologlar ve jeologlar tarafından yapılan incelemeler, yer seviyesinin hemen üzerinde başlayan ve kayaya oyulmuş basamaklarla derin bir koridora açılan gizemli bir tüneli gün yüzüne çıkardı.
TÜNELİN YAPISI VE İNŞAAT TEKNİĞİ
Keşfedildiğinde içi binlerce yıllık toprak ve tortu katmanlarıyla kaplı olan bu tünelin iç boyutları, inşasında yüksek düzeyde iş gücü ve mühendislik planlaması kullanıldığını ortaya koyuyor. Bazı bölümlerinin yüksekliği 5 metreye, genişliği ise 3 metreye kadar ulaşıyor. Ancak, bu tünelin hangi medeniyet tarafından ve hangi amaçla inşa edildiği, yapılan sismik ve mimari analizlere rağmen henüz saptanabilmiş değil.
SU KANALI TEORİLERİ ÇÜRÜTÜLDÜ
Başlangıçta, araştırmacılar bu yapının kentin su ihtiyacını karşılayan antik bir hidrolik sistemin parçası olabileceği hipotezini öne sürdü. Fakat duvarlarda yapılan detaylı incelemelerde, antik su yapılarında sızdırmazlık için kullanılan su geçirmez sıva kaplamalarının bulunmadığı tespit edildi. İleri jeolojik ve radar taramaları da bölgenin yeraltı su yataklarıyla bağlantısının olmadığını gösterdi ve bu durum, tünelin su tedarik sistemi olarak kullanıldığı yönündeki teorileri geçersiz kıldı.
TÜNELİN FONKSİYONU ÜZERİNE YENİ GÖRÜŞLER
Bir başka bilimsel görüş ise tünelin antik bir taş ocağı veya kireç üretim merkezi olabileceğini öne sürüyor. Tünel çeperlerinde görülen nitelikli tebeşir tabakaları ve kayaçlar üzerindeki hassas işleme izleri, kazıların yüksek kaynaklara sahip organize bir otorite tarafından yönetildiğini gösteriyor. Demir Çağı yerleşim alanlarına yakınlığı, tünelin eski bir döneme ait olduğunu işaret etse de, net bir tarihlendirme henüz yapılamadı. Araştırmacılar, tünel içinde belirgin bir kullanım izine rastlanmamasını, projenin tamamlanmadan durdurulmuş olabileceği ihtimaliyle açıklıyor. Yapının gizemini çözmek için yeraltı taramaları devam ediyor.



