GÜNDEM:
Erdoğan'dan Avrupa'ya rest
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan'da halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği ile "Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir" kuralının kaldırılmasının ardından bugün parti genel merkezinde düzenlenecek törenle AK Parti'ye üye oldu.    

10 Ağustos 2014'te halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, 27 Ağustos 2014'te yapılan AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi ile genel başkanlığı Ahmet Davutoğlu'na devrederek partisine veda etmişti. Eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı karşılayanlar arasında yer aldı.

İŞTE ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI:

Tam 979 gün sonra bu hasret hamdolsun sona eriyor. Bugün burada bir kez daha selamün aleyküm diyerek heyetinizin içine tekrar dahil oluyorum. 16 Nisan anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlarının parti üyeliği yasasının değiştirilmesi ve yasağın kaldırılmasını, böyle bir imkanı en güzel şekilde şu anda değerlendiriyor ve bugün partime yeniden üye oluyorum.

Tabi bu ayrılık aslında sadece resmi ayrılıktı. Aramızdaki mesafe, mevzuat gereği olan bir mesafeydi. Gönlümüz hep beraber oldu, beraberdi. Biliyoruz ki gönüllere sınır çizmek, gönüllere duvar örmek mümkün değildir.

Biz bu hududu kimler çizmiş gönlüme, dar geliyor gardaşım dedik.  Vedalaşmayı yaparken AK Parti 13 yıllık siyasi parti olsa da, aslında asırlar öncesinden başlamış kutlu bir yürütüşün mirasını omuzlarında taşıyan bir partidir demiştim o gün.


Ayrılığımızın sona eriyor olması, beni asıl bu bakımdan heyecanlandırıyor. Hizmetkarlığını üstlendiğimiz bu kutlu yürüyüşü, çok daha kararlı şekilde sürdüreceğiz. Biz yola milletimizle birlikte çıkmıştık. 

Bugüne kadar hangi sorunun üstesinden gelmişsek, milletimizin desteği ve duasıyla geldik. Biz milletimiz için ter döktükçe milletimiz bize daha çok sahip çıktı. Yeri geldi biz milletimiz için gövdemizi siper ettik, yeri geldi milletimiz bizim için gövdesini siper etti. 15 Temmuz bunun çok açık net ispatıydı.

MESELE BAĞIMSIZLIĞIMIZDIR

Türkiye’ye saldıran herkesin bizi hedef almasının sebebi budur. Bazıları sanıyor ki, mesele şahsımızdır, mesele hükümetimizdir. Halbuki mesele milletimizdir, mesele ülkemizdir, devletimizin ta kendisidir. Mesele bağımsızlığımızdır, hedeflerimizdir. Biz de milletimiz de bu gerçeği çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla gecemizi gündüzümüze katarak ekonomiden altyapıya kadar her alanda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız. 
Cumhurbaşkanlığına aday olduğumuzda “bu bir veda değil, bu yeni bir başlangıçtır” demiş ve yeni dönemi hatırlayın, bir hatime ile değil bir fatiha ile başlatmıştık. Gerçekten partimizi kurduğumuz 2001 yılı ağustos ayından 2014 ağustos ayına kadar yaşadıklarımız tarihi bir değişimin ifadesidir. 

Ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin en yakın şahidi milletimizin ta kendisidir. AK Parti olarak bizim en büyük gücümüz, insanlarımızın hayat kalitesini artırma konusundaki başarımızdır. Elbette bizim bir değerler dünyamız var. Bu uğurda her türlü mücadeleyi yürüttük. Ama hizmetlerimizde asla ayrımcılık yapmadık, yapmıyoruz, yapmayacağız. 

“BU ÜLKEDE KİM NE DERSE DESİN İKİNCİ SINIF VATANDAŞ YOKTUR”

Sözümün muhatabı bize kulak verenlerdir, ama icraatlarımız herkes içindir. Bu ülkede kim ne derse desin ikinci sınıf vatandaş yoktur. 80 milyonun tamamı birinci sınıf vatandaştır. Teröre, ihanete, bozgunculuğa sapmayan her insanımızın başımızın üstünde yeri vardır. Milletimizden gereken karşılığı göreceğimize inanıyorum. Ben değerli kardeşlerime, yükümüzün daha da ağır olduğunu daha da hatırlatmak istiyorum. AK Partinin başarısını anlamak istemeyenler hep başka yere bakıyor.

“AK PARTİ TARZI SİYASETİ TARZI KAZANDIĞIMIZA İNANIYORUM”

Milletimizle aramızdaki muhabbete baksalar, 15 yılın sırrını çözecekler. Ülkemizin sosyal bilimler literatürüne, AK Parti tarzı siyaseti tarzı kazandığımıza inanıyorum. İnanmasalardı, ama gerçek bu. Böyle bir tarzı siyaset artık var mı? Literatüre girdi mi? Girdi, bu konu enine boyuna tartışılacak ve gelecek nesillere ışık tutacak kavramsal çerçeveye de oturtulacaktır.

“KENDİLERİNİ KOMİK DURUMA DÜŞÜRECEK İŞLERE KALKIŞTILAR”

Gönül olarak birlikte olsak da hukuken ayrı kaldığımız 2,5 yıllık dönemde, Türkiye hayati sonuçları olan çok önemli hadiseler yaşadı. Doğrudan cumhurbaşkanını kabullenmek istemeyenler, kendilerini komik duruma düşürecek işlere kalkıştılar. Meclis’te ayağa kalkmamaya kadar akıllarına gelen her türlü direnişi sergilediler.

“GELMEM DİYEN KİM VARSA, SONUNDA BİR GÜN BEŞTEPE’NİN YOLUNU ÖĞRENDİ”

Bilhassa Beştepe’deki cumhurbaşkanlığı külliyesine taşınmamızın ardından, bu bina üstünden şahsımı ve partimizi yıpratmaya yönelik ahlaksızlıklar sergilendi. Gelmem diyen kim varsa, sonunda bir gün Beştepe’nin yolunu öğrendi.

Diğer yandan Suriye ve Irak’ta kötüleşen durumu, ülkemizi hem sınırlarımız boyunca hem de büyük şehirlerimizde ciddi bir terör tehdidiyle karşı karşıya bıraktı. Kürt kardeşlerimizi sokağa çağıran bir siyasi partinin ihanet derecesindeki sorumsuzluğu çok sayıda vatandaşımızın canına mal oldu. 50’nin üzerinde vatandaşımız, sokaklarda alçakça katledildi. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Bunun bedelini de milletimiz onlara ödetti, ödetecektir.

“BİZİM İÇİN BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA OLMUŞTUR”

Bir yanda ana muhalefetin iftiraları, bir yanda terör örgütlerinin sinsi eylemlerinin gölgesinde 7 Haziran seçimlerine ulaştık. Bu seçimde Türkiye, 2002’den beri ilk defa istikrarı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. AK Parti’nin çoğunluk elde edememesi, muhalefet partilerinin de bir birlik oluşturamamaları ülkemizi yıkıcı bir krizle karşı karşıya getirdi. Ülkemizi 1 Kasım seçimlerine ulaştırdık. Ceylanpınar’da iki polisimizin evlerinde uyurken terör örgütü tarafından şehit edilmeleri bizim için bardağı taşıran son damla olmuştur. Devlet tüm gücü ve imkanlarıyla terör örgütünün üzerine gitmeye başlamıştır. Çukur eylemi dediğimiz hadiseler de bu dönemde ortaya çıkmıştır.

15 TEMMUZ EN BÜYÜK SALDIRILARDAN BİRİYDİ

Bu imtihanların hepsinden de yüz akıyla çıktık. Seçimlerin yenilenmesi sürecini başarıyla yürüterek siyasi istikrarı tekrar tesis ettik. Türkiye yıllardır demokrasiyi ekonomiyi güçlendirmek için çalışan AK Parti iktidarlarına yeniden kavuştu. Bölücü terör örgütünü açtığı çukurlara gömdük. Suriye’den sınırlarımıza yönelen tehditler için de kapsamlı bir operasyonunun sonuna geldik. İşte tam bu aşamada Türkiye tarihinin en büyük ihanet teşebbüsüyle karşı karşıya kaldı. Hiç şüphe yok ki, 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’ye karşı yapılmış en büyük saldırılardan biridir. Sıradan değildir. Asker elbisesi giymiş teröristler, devletin namuslarına emanet ettiği silahları millete çevirerek işgale kalkışmışlardır.

“ÖNÜNÜZE GELİP GÖZYAŞI DÖKENLER DE OLABİLİR. ACIRSAK, ACINACAK HALE GELEBİLİRİZ”

Milletimizin canı pahasına verdiği mücadeleyle, düşünün 29 gün sabahlara kadar bu millet 81 vilayette uyumadı. Bu neydi? Ülkesine sahip çıkmaktı, milletine sahip çıkmaktı. Başarısızlığa uğrattığımız bu darbe girişimi hepimiz için, dersler içermektedir. FETÖ başta olmak üzere, terör örgütleriyle mücadelenin kararlı ve süratli şekilde yürütülmemesi halinde başımıza neler geleceğini hep birlikte gördük. Bazıları diyor ki, burada haklı haksız şu bu vesaire… Değerli arkadaşlar, öyle veya böyle bir gerçeği bilelim ki, takiyyenin bir başka yapıldığı bir başka örgüt Türkiye’de yoktur. Bunlar kendilerini gayet iyi gizliyorlar. Biz şu ne dedi, bu ne dedi bakamayız. Ülkede bir yargı vardır, hukuk çalışmaktadır. Gereği neyse bu yapılacaktır. Zaman zaman arkadaşlarıma söylüyorum, önünüze gelip gözyaşı dökenler de olabilir. Acırsak, acınacak hale gelebiliriz. Bu gerçeği de görmemiz lazım.

Uygulamayı gördük, yaşananları gördük. Bu millete devlete karşı böyle bir darbe girişiminin dünyada emsali yoktur. Ve Pensilvanya’daki o terörist başı, oradan 170 ülkeyi yönettiğini ifade ediyor. 170 ülkeyi yönettiğini ifade ederken, sadece yıllık gelirinin 750 milyon dolara tırmandığı bir kaynak var. Amerika’daki devlet ödemeyi bizzat yapıyor. Rastgele herkese böyle bir ödeme yapılabilir mi? Bütün bu soru işaretlerinin cevabını bulmamız gerekiyor.

AÇMADIĞINIZ TAKTİRDE GÜLE GÜLE

Almanya’daki gelişmelere bakıyoruz, felaket. Avrupa'da her türlü destek bunlara (FETÖ) veriliyor, bir de PKK'ya veriliyor. Peki bunlar niye veriliyor? Güçlenen Türkiye'nin önünü kesmek için veriliyor. Eğer benim bir bakanım uçuş izni alamıyor, Avrupa'ya gidemiyorsa bu soruya bizim cevap bulmamız gerekiyor. İşte şimdi de ne diyorlar, 'Peki biz bundan sonra ne yapacağız' diyorlar. Bugüne kadar ne yaptığınız ortada. 'Bundan sonra ne yapacağız' demek ne demek? Bundan sonra yapacağınız bir şey var, nedir o? Bugüne kadar açmadığınız şu fasılları açmaktan başka çareniz yok, açarsanız ne ala, açmadığınız takdirde güle güle."  

Türkiye bunların kapı kulu değildir. Bugüne kadar ne söylendiyse, ne denildiyse bunlar hepsi yerine gelmiştir. Şimdi bir haber, dün alıyorum. Yakında NATO zirvesi var, orada görüşme talepleri var. Eee? Yukarıdan aşağı 5 madde saymışlar, ilk adımın Türkiye’nin atması gerekir, OHAL kalkması gerekir… Geçin bunları geçin, siz ne yapacaksınız onu söylesin. Sen önce git Fransa’daki OHAL’i kaldır. Biz bu terörle mücadeleyi neyle vereceğiz? Orada 10-15 tane terörist öldürüldü Fransa’da bundan dolayı OHAL ilan ettiler. Bizde bir darbe teşebbüsü var. 249 şehidimiz var, 2193 gazimiz var. Biz ohal ilan edemeyeceğiz… Böyle bir şey olabilir mi?

“SIRADA MÜNBİÇ VE BİLDİĞİNİZ GİBİ RAKKA VAR” 

Şimdi sırada Münbiç ve bildiğiniz gibi Rakka var. Burada tabi ki hedef tabi koalisyon güçleriyle beraber ne yaparız? Yarın sayın Putin ile görüşeceğiz, konuşacağız. Temenni ederim ki oradan hayırlı bir neticeyle döneriz. 16’sında da Amerika seyahatimiz var. Bunları bir bütünlük içerisinde ele alır da buralardan yeni bir süreci başlatabilirsek, inşallah orada Suriye’de hatta Irak’ta yeni bir dönemin adımları atılmış olur.

PKK’nın FETÖ’nün DEAŞ’ın ve diğer terör örgütlerinin ortak amaçlarına karşı biz uluslararası bazda ne yapacağız? Amaç bu ülkeyi bölmektir, bu ülkeyi çökertmektir. Şimdi bütün arkadaşlarımdan istirhamım şudur. Biz milletimizi bölmek isteyenlere karşı, milletimizin birliğini sağlamamız lazım. Biliyorum 16 Nisan için Türkiye’nin dört bir yanında çok çalıştınız, 81 vilayette bu çalışmayı şimdi tek millet anlayışıyla taçlandırmamız lazım. 

“BİZ ÇAĞRIMIZI DAVETİMİZİ YAPARIZ. GELEN GELİR, GELMEYENE SÖYLEYECEK BİR ŞEYİMİZ YOK” 

Bunu başarmamız lazım. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkesi vesaire, tek millet olacağız. Bunu başarmak bizim görevimizdir. Kucaklıyoruz, kucaklayacağız. Bizim bu havuza herkes gelmek zorunda değil. Sevgililer sevgilisinin davetine herkes icabet etti mi? Etmedi. Biz kimiz ki? Biz çağrımızı davetimizi yaparız. Gelen gelir, gelmeyene söyleyecek bir şeyimiz yok. Bizim bayrağımıza alternatif bir bayrak düşünülemez. Ve biz o paçavralara o niyetle bakanlara da biz o niyetle bakmayız. 

“ONLARIN KUZEY SURİYE’DEKİ HEVESLERİNİ KURSAĞINDA BIRAKACAĞIZ” 

Gereği neyse onlara da onu yaparız. PYG, YPG, onların kuzey Suriye’deki heveslerini kursağında bırakacağız, bunu da herkes böyle bilmelidir. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Kimse 780 bin kilometre karelik vatan topraklarını bölemez. Kimse böyle bir gayretin içine girmesin. 

“DURAKLARA “ERDOĞAN’A ÖLÜM” DİYE YAZILAR YAZDILAR” 

15 – 20 yıl önce kim derdi Hakkari’ye bir Selahaddin Eyyubi havalimanı yapılacak… Ağrı’ya kim derdi? Bunları bu iktidar yaptı. Bu ülkede ayrımcılık, bölücülük olmasın diye yaptı. Kimse AK Parti’yi bölücü olarak değerlendiremez. Batının uşakları buraya gelip, Diyarbakır şurası burası dolaşıp kalkıp şu ifadeleri kullanabilirler “Türkiye’de bölücülük var” Asla. Asıl ayrımcılık onlarda. İsviçre’deki önce parlamentonun önüne pankart asmışlardı, şakağıma tabanca dayamışlardı. Zürih'te büyükelçiliğimizin camına boya sıkmışlar, duraklara “Erdoğan’a ölüm” diye yazılar yazdılar. Peki nerede İsviçre’nin polisi? Ne iş yapar bunlar? Türkiye’nin büyükelçiliğine böyle bir şeye müsaade eder miyiz? Bir ufak hareketlenme olsa, güvenlik güçlerimizin ilk işi oralarda tedbir almaktır. 

Ve tek devlet… Devlet içinde devlet, bizim başka bir devlet anlayışımız yok. 

“YÜZDE 51,4 BİR AK PARTİ OYU DEĞİLDİR… YÜZDE 48,6 DA BİR CHP OYU DEĞİLDİR”

Anayasa değişikliğine evet diyen 25 milyon 200 bin vatandaşımıza teşekkür ediyorum. Hayır diyen kardeşlerimize de teşekkür ediyorum. Şunu da tabi burada açık ve net söyleyeyim. Yüzde 51,4 bir AK Parti oyu değildir. Ama şunu da söyleyeyim, yüzde 48,6 da bir CHP oyu değildir. Onun için kimse kimseyi aldatmasın. Önümüzde yerel seçimler var, 2019’un kasımında parlamento ve başkanlık seçimi var. Orada her şey daha net ortaya çıkacaktır.
Yahu AİHM’in böyle bir görevi yok. Bu ülkenin seçimle ilgili karışma yetkisi yok. Tabi yenilen pehlivan yenilgiye doymuyor. Onun için sabırlı ol, bak 2019’da seçimler var. O seçime iyi hazırlan, milletin gönlüne gir, millet de gönlünde size bir yer ayırsın. Ama hala Türkiye’yi ne kadar Türkiye düşmanı varsa, teröristler varsa, o teröristlerle beraber kampanya sürdürecek kadar ne yazık ki seviye kaybına uğruyorlar.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Büyükanıt tanıklık yaptı! FETÖ temizliğini...
Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt, tutuklu yargılanan eski emir subayı Albay Gürsel Yüce ile...

Haberi Oku