Prof. Dr. Mustafa Avşar, günümüzdeki ticaret ahlakının ve vicdanın sorgulanması gerektiğini belirten bir yazı kaleme aldı. Avşar, bir vatandaşın aldığı bozuk ürünü iade etmek isterken şiddete maruz kalmasının, sadece kötü bir esnafın değil, genel ticaret ahlakının da bir göstergesi olduğunu ifade etti.
TÜKETİCİ HAKLARI VE GÜVEN POLİTİKASI
Gaziantep'te bir belediye başkanının tonlarca bozuk gıda stoğu yapan bir işletmeye yönelttiği "Sen bunları annene yedirir misin?" sorusunu da hatırlatan Avşar, Türkiye'de ekonomik yaşamın vicdanla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Ticaret Bakanlığı'nın tüketiciyi koruma konusundaki çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Avşar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, piyasanın vicdanını temsil eden bir sivil sözleşme olduğunu vurguladı. Tüketici Hakem Heyetleri'nin elektronik başvuru sistemi, TÜBİS, Haksız Fiyat Artışı Denetim Kurulu ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlüğü gibi yapılar sayesinde Türkiye'deki denetim mekanizmalarının güçlendiğini belirtti. Avşar, "Tüketicinin korunması sadece bir ekonomik politika değil, aynı zamanda bir güven politikasıdır. Güven sarsıldığında yatırım da üretim de yara alır. Çünkü güven, hem iç hem dış ticaretin görünmeyen para birimidir" ifadelerini kullandı.
VİCDANIN HUKUKTAN ÖNCE GELİŞİ
Yazısında ahlakın ve vicdanın hukuktan önce geldiğini belirten Avşar, modern denetim sistemlerinin köklerinin Osmanlı'daki "ahîlik" geleneğine dayandığını hatırlattı. "Bir balık tezgâhında yaşanan tartışmadan çıkarılacak en derin ders şudur: Sorun balığın kokusunda değil, bazı vicdanların sessizliğindedir," diyen Avşar, toplumsal kalkınmanın yalnızca üretim gücüyle değil, adaletli ve merhametli bir ekonomi anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Son olarak, "Ahilikten, bozuk ayakkabı üretenin pabucunu dama atmaktan, balıkla müşteri dövme noktasına biz nasıl ve ne arada geldik?" sorusunu yönelterek mevcut duruma dikkat çekti.



