UYUŞTURULUYORUZ


   Depresif bozukluklar, kaygı(anksiyete) bozuklukları ve diğer mental sorunların tedavisinde kullanılan ilaçlar antidepresan ilaçlardır.

   Deprasyon; üzüntü, çökkünlük, umutsuzluk gibi duyguların günlük yaşamı etkileyecek ölçüde yoğun yaşandığı bir hastalıktır diye tabir edilir.

  Hayatın normal akışı içerisinde herkesin daha düşük duygulanım durumunda olduğu zamanlar olabilir. Ancak deprasyon, bu durumlardan pek çoğunun uzun süre devam etmesi ile karakterizedir.

  Antidepresan ilaçlar, beyindeki sinir hücreleri arasında haberleşmeyi sağlayan maddelerin dengesini değiştirmek sureti ile sağlıklı bir şekilde çalışmasını hedefler.

  Antidepresanlar deprasyon tedavisi dışında anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi pek çok rahatsızlığın tedavisinde de kullanılmaktadır. Beyindeki etkilerine göre de farklı türlerde olabilirler. Bu ise hastada deneme-yanılma yoluyla tespit edilir.

   Hastada birkaç ilacı deneyerek ihtiyaçlarına en iyi cevap veren tedavi belirlenebilir. Belirlenen ilacın, doktorun önerdiği şekilde ve sürede kullanılması, depresyona ait belirtilerin hafifletilmesini veya ortadan kaldırılmasını sağlar. Kişinin ruh hali, üretkenliği ve yaşam kalitesinde olumlu etkiler gözlemlenir.

   Böyle mi oluyor ?! Bazı vakalarda evet, bazı vakalarda tabii ki hayır. Kesinlik yok yani... Bunu belirleyen veri tabanı yok, datalarda bu bilgiler, istatistikler görünmüyor. Hatta ülkemizde veya diğer ülkelerde ne kadar ilaç tüketiyoruz belli değil.

   Ülkemizde 2020 verilerine göre 300 milyon paket sinir ilacı, 160 milyon paket antidepresan ilaç kullandığımız araştırmacılar tarafından ifade ediliyor. Ülkemiz insanı, dünyada en çok ilaç kullanan ülkenin on katı ilaç kullanıyor ve bu ilaçlar yan tesirleri sebebiyle ölümcül vakalara dönüşebiliyor. Gözlemlerimizle sabit ki intihar temayülünü oluşturup, arttırıyor...

  Ülkede bütün intihar vakalarının arkasında antidepresan kullanımı var mı diye muhakkak sorgulamamız lazım. Hasta "önce bir intihar edeyim, sonra bu çayı içerim" modunda. Algısı, muhakemesi bozuk yani ve bu ilacın tesiri.

   Modern tıp ülkemizde Alman ekolünü takip eder. İnsan denekli çalışmaları sebebiyle tercih etmişiz. Önemli değil! Kim haklı kim haksız,hangi şartlar bizi mecbur kıldı vs. Sonuçları üzerinden olaya yaklaşmalıyız. Hatta bu ilaçların üreticisinin yoğunlukla Alman firmaları olması "saldırı altında mıyız ?!" düşüncesini kuvvetlendiriyor.

  Sağlık Bakanlığı ve diğer kurumlar, paydaşları bu konudaki sonuçları değerlendirmeli ve tedbir almalıdır. Akademik birikimimiz masaya yatırılmalıdır, uygulama alanlarındaki veri tabanı oluşturulmalıdır. Kimin eli kimin cebinde? Yok mu vicdan sahibi, iradesi olan, milletini seven bir araştırmacı, ya da akademisyen...

  Elbette psikiyatr değilim. Lakin psikiyatri ilmini Ord.Prof.Dr.Ayhan Songar (rahmetle anıyorum) hocamdan okudum ve yıllardır gözlemliyorum, her geçen gün endişem artıyor. Hocamın talebeleri nerelerdesiniz?

   Kendi kültürümüzde delisini bile bir yere kapatmadan sokakta tedavi eden bir millettik. Yani dünyanın en rahatsız insan topluluğuna mı ulaştık da, bu ilaçları en çok kullanan ülke insanından on kat fazla kullanan topluma dönüştük? Hadi canım sen de, kargalar bile güler bu sonuca... Hile var hile!

   Kanun himayesinde ; Kandırılıyoruz... Soyuluyoruz... Uyuşturuluyoruz...

  Üstelik bu ilaçları en çok gençler kullanıyor, deneyin; "canım çok sıkkın ve tepki verirken şiddetim fazlalaştı vs." diyerek hastaneye gidin hemen psikiyatr hocamız önüne ardına bakmadan antidepresan ilaç yazıveriyor. Öyle öğretilmiş ne yapsın?

   Almanlar bizden intikam mı alıyor diye düşünmeden edemiyorum ve bu bakış açısı paranoya falan değil, belki de fiili durumumuz...

  DAVOS'da yediler toplanıyor İsrailli profesör Hariri bio teknik yoluyla gelecekte insanlığın kontrol altında tutulacağını, dünya patronluğunun data sahipleri eliyle
yürütüleceğini bir platformda devlet başkanlarına anlatıyor. Konuyu İsrail ve Çin'in anlayıp hazırlandığını, birçok batılı ülkenin de bigane kaldığını, hazırlıkları olmadığını ifade ediyor.
   Boş mu yapalım yani ?

  Hazır korona sebebiyle bir bilim kurulu çalışması başlatmışız... Bir kurul da uyarıcı ve uyuşturucular için oluşturalım... Bırakın hepsini, sadece intihar vakalarını çalışsak hangi sonuçlarla karşılaşacağımızı hayal bile edemezsiniz...

  Ne kendimizin, ne ülke insanımızın, ne de bütün insanlığın kaderinden vazgeçmeyeceğiz...

  Medeniyet iddiamızı sürdüreceğiz...

 Geleceğimiz için, gençlerimiz için, şartlar ne olursa olsun yorulmayacağız...
  Savaşacağız... Başaracağız...

  BAKİ SELAMLAR...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bülent AKALIN
Bülent AKALIN - 4 hafta Önce

2008 davos forumunda Cüneyt Zapsu "düşünen,son bağımsız nesiliz" diye bir açıklama yapmıştı. O zamanlar pek mana verememiştim. Şimdi ne demek istediği ni pekalaa anlayabiliyorum.

Almanya kimya da çok ileri seviyedeler. Dolayısıyla bu ilaç sektörünede yansıyor. Tröst oldukları
konusu şüphe götürmez. Misal Pfizer...
Çare mi? Dünyanın en gelişmiş laboratuvar larını kurup ar-ge yapacaksınız. Bunun başka yolu yok.

Antidepresan kullanımı ise;
"Olan olmuştur, olacak olanda olmuştur" düsturuna uymama hastalığından kaynaklanıyor,epeyce. Adalet, musavvat, fırsat eşitliği, yolsuzluklar, liyakat ve ehliyet meselesinde ki aymazlık, ekonomik sıkıntılar önemli etkenler...

Sağlıcakla...

Irfan Bal
Irfan Bal - 3 hafta Önce

Reisim KALEMINE ilmine saglikhedefi tam 12 den vurmuşsunuz insanımızın ve akademisyenlerimizin uyanişinavesile olması duasiyla