Sosyal medya devlerinin yapay zeka alanındaki hızlı yükselişi, kullanıcı gizliliğini ve milli güvenliği ciddi şekilde tehdit ediyor. Şeffaflık eksikliği, veri gizliliği endişeleri ve zararlı içeriklerin yayılması gibi konular, 'Kişisel verilerim ne kadar güvende?' sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Veri gizliliği ve şeffaflık sorunu
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının kullanıcı verilerini nasıl işlediği konusunda yeterli şeffaflık sunmadığını belirtiyor. Anlaşılmaz kullanım koşulları, kullanıcıların haklarını tam olarak anlamasını engellerken, Instagram, Facebook, X ve Google gibi platformlar herkese açık paylaşımların yapay zeka eğitimi veya izinsiz reklamlar için kullanılmadığı yönünde açıklamalarda bulunsa da, gerçekler bu iddialarla çelişiyor. Herkese açık fotoğraflar, gönderiler ve mesajlar, bu şirketlerin temel veri kaynağını oluştururken, hesabı olmayan kişilerin etiketlenmesi durumunda bile verilerine dolaylı yoldan erişim sağlanabiliyor. Gmail'deki 'akıllı özellikler'in varsayılan olarak aktif olması da, e-postaların yapay zeka tarafından analiz edilmesine olanak tanıyor.
Uluslararası boyutta endişeler ve milli güvenlik boyutu
Google'ın 13 yaş altı kullanıcı verilerini yapay zeka eğitimi için kullandığına dair beyanlarına rağmen, bazı davalar Gemini'ın özel e-postalara erişim sağladığını öne sürerek Kaliforniya Gizliliğin İhlali Yasası'na aykırılık iddialarını gündeme taşıyor. Avustralya'da 16 yaş altı için sosyal medya kullanımı yasaklanırken, Danimarka, Malezya, Teksas ve Utah gibi yerlerde de benzer adımlar atılıyor. Malezya İletişim Bakanı Fahmi Fadzil, internetin güvenli ve erişilebilir olması gerektiğini belirterek, platformlara lisans şartı getirilmesi ve denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini savunuyor. Türkiye'de ise yabancı dijital platformlar, yasal düzenlemelere tam uyum sağlamadan milyarlarca lira gelir elde ediyor. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yabancı platformların faaliyetlerini 'milli güvenlik sorunu' olarak tanımlayarak, Türkiye'deki denetimsizliğin yeni bir saldırı alanı oluşturduğunu ifade ediyor. Bu platformlar, toplumsal algıyı şekillendirebilme ve siyasi/sosyal gerilimleri tetikleyebilme potansiyeli taşıyor.
Dijital kapitülasyon ve yerel medyanın kaybı
Yerel ve geleneksel medyanın reklam gelirlerindeki payı dramatik bir düşüş gösteriyor. 2014'te reklam harcamalarının büyük çoğunluğu yerel medyaya yönelirken, 2024 itibarıyla yabancı platformların payı yüzde 74'e ulaşmış durumda. Bu durum, yerel medyanın ayakta kalmasını zorlaştırırken, yabancı şirketlerin vergi ve içerik sorumluluğu gibi konularda yerli şirketler kadar yükümlülük altına girmemesi, 'dijital kapitülasyon' olarak nitelendirilen durumlara yol açıyor. Uzmanlar, yabancı sosyal medya ve dijital platformların Türkiye'ye yatırım yapmadan ve istihdam sağlamadan milyarlarca doları kendi ülkelerine aktardığını belirtiyor.


