GÜNDEM
Yayınlanma : 18 Aralık 2025 11:38
Düzenleme : 18 Aralık 2025 11:38

Prof. Dr. Zakir Avşar uyardı: Yaşlı yoksulluğu alarm veriyor, çözüm popüler politikalarda değil

Prof. Dr. Zakir Avşar uyardı: Yaşlı yoksulluğu alarm veriyor, çözüm popüler politikalarda değil
Prof. Dr. Zakir Avşar, yaşlı yoksulluğunun küresel bir sorun haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin de hızla yaşlanan nüfusuyla bu riskle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Çözümün kısa vadeli politikalarda değil, yapısal dönüşümlerde oldu

Akademisyen ve haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, 'Yaşlı yoksulluğu ve biz' başlıklı köşe yazısında, emeklilerin ve ücretli çalışanların geçim sıkıntılarını dile getirmekte haklı olduklarını belirtti. Ancak, bu sorunun yerel seçimlerde olduğu gibi sadece iktidarı değiştirmekle çözülemeyeceğini, aksine duygusal tercihlerin kötü sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Vatandaşın tercihine saygı duyulması gerektiğini, ancak siyasette oy verme tutumlarının duygusal iklimden gerçeklere evrilmesinin ortak yarara hizmet edeceğini ifade etti.

DEMOGRAFİK DEĞİŞİM VE YAPISAL SORUNLAR

Ortalama hayat süresinin uzaması, doğurganlık oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmeler, modern toplumların sosyal refah sistemlerini yeniden düşünmeye zorluyor. Bu değişim, nüfus piramidinin biçiminden ekonomilerin işleyişine kadar geniş bir alanı etkiliyor ve en somut sonucu yaşlı yoksulluğunun artması olarak karşımıza çıkıyor. Yaşlı yoksulluğu, sadece ekonomik kaynakların tükenmesi değil, bireyin uzun ömür sürecindeki kırılganlığının ekonomik, sosyal ve sağlık yönleriyle yoğunlaştığı bir risk alanıdır. Bu nedenle, demografik değişimi merkeze alan her ciddi politikanın göz ardı edemeyeceği karmaşık bir olgudur.

KÜRESEL ÖRNEKLER VE TÜRKİYE'DEKİ DURUM

Yaşlı yoksulluğunun artışında temel etken, sosyal güvenlik sistemlerinin tasarım mantığı ile günümüz demografik gerçekliği arasındaki uyumsuzluktur. 20. yüzyılın ortalarında oluşturulan modeller, genç işgücünün prim ödemeleriyle sınırlı yaşlı nüfusu finanse etmeye dayanıyordu, ancak günümüzde bu model tersine dönmüş durumda. Bu dengesizlik, Almanya, Fransa, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde bile bütçe açıklarını büyüten bir dinamik oluşturuyor. Türkiye açısından bakıldığında, yaşlı yoksulluğu hem mevcut hem geleceğe yönelik iki yönlü bir risk üretiyor. Ülkenin hızla yaşlanacağı öngörülürken, mevcut sosyal güvenlik sistemi bu dönüşüme hazırlıklı değil. Yüksek kayıt dışılık, düşük ücretli istihdam ve emekli aylıklarının enflasyon karşısında değer kaybetmesi, emeklilik gelirlerini taban seviyelere yaklaştırmıştır.

ÇÖZÜM YOLLARI VE UZUN VADELİ PERSPEKTİF

Yaşlı yoksulluğunun azaltılması, çok boyutlu bir politika perspektifi gerektirir. Ekonomik büyüme hızının artırılması, işgücü piyasalarının istihdam kapasitesinin genişletilmesi, kayıt dışılığın azaltılması ve reel ücretlerin iyileştirilmesi, emeklilik sistemlerinin mali sürdürülebilirliği için ön koşullardır. Modern sosyal devlet anlayışı, tamamlayıcı emeklilik sistemlerinin yaygınlaştırılmasını, otomatik katılımlı tasarruf modellerinin güçlendirilmesini ve ileri yaşlarda çalışma için uygun politikaların geliştirilmesini gerektirir. Yaşlı bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve emekli maaşlarının yaşam maliyetlerine karşı daha dayanıklı hale getirilmesi de kritik öneme sahiptir. Yaşlı yoksulluğu, kısa vadeli popüler politikalardan ziyade uzun vadeli yapısal dönüşümler gerektiren çok katmanlı bir meseledir ve Türkiye dahil pek çok ülke bu baskıyı hissedecektir.