Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, 2025 yılının otomotiv sektörü için tarihi bir başarı yılı olduğunu duyurdu. Düzenlenen basın toplantısında Eroldu, sektörün geleceğine dair önemli öngörülerini paylaşırken, elde edilen rekor ihracat rakamlarının altını çizdi.
SEKTÖR REKORLARA DOYDU
Eroldu, 2025'te otomotiv sanayisinin 41,5 milyar dolarlık ihracatla bugüne kadarki en yüksek rakamına ulaştığını belirtti. Bu başarının, Türkiye'nin cari açıkla mücadele ettiği bir dönemde ülkeye büyük katkı sağladığını vurgulayan Eroldu, hafif ticari araç ihracatında da 435 bin adetle zirveye ulaşıldığını ve Türkiye'nin bu alanda Avrupa'nın önde gelen üreticilerinden biri haline geldiğini ifade etti. Otobüs ve minibüs üretiminde de önemli bir merkez olma özelliğinin sürdüğünü, 2025'te 12 bin 655 adetlik üretimle bu alanda da rekor kırıldığını sözlerine ekledi. Eroldu, bu üç temel göstergenin 2025'i otomotiv sanayisi için bir kilometre taşı yaptığını ve sektörün Türkiye'de yatırım yapmaya devam ettiğini belirtti.
REKABETÇİLİK KAYBI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Sektörün en önemli sorunlarından birinin otomobildeki dengesizlik olduğuna dikkat çeken OSD Başkanı, Türkiye'nin hala otomobil ihracatından daha fazla ithalat yapan bir konumda olduğunu dile getirdi. Bu durumun, otomotiv sanayisinin doğrudan sorumluluk alması gereken bir alan olduğunu belirten Eroldu, Türkiye'de otomotiv yatırımlarının artırılması ve iç pazara daha fazla yerli üretim otomobil sunulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Eroldu, orta vadede rekabetçilik kaybının etkilerini daha belirgin hissetme risklerinin bulunduğunu belirterek, sektör olarak ana ve tedarik sanayi tarafında daha verimli çalışarak rekabet gücünü artırmanın kritik önem taşıdığını ifade etti. Devletten her şeyi beklemek yerine, sanayinin verimlilik alanında kendi hamlelerini yapması gerektiğini desteklediklerini söyledi. 2025'te yapılan yatırımlarla kapasite artışı gerçekleştirildiğini ancak kapasite kullanım oranının (yüzde 67-70) hala rekabetçilik açısından yeterli olmadığını, bu oranın daha da yukarı çekilmesi gerektiğini belirtti. Üretimde ise bir önceki yıla göre yüzde 4'lük artışla 1 milyon 419 bin adetlik üretime ulaşıldığını kaydetti.
'MADE İN EU' RİSKİ VE 2026 ÖNGÖRÜLERİ
Avrupa Birliği'nin (AB) taslak olarak açıkladığı "Made in EU" konusunun bir risk taşıdığını ve yönetilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Eroldu, Türkiye'nin AB'ye yaptığı otomotiv ihracatının yüzde 70'inin AB'ye gerçekleştiğini hatırlattı. Türkiye'nin AB için rekabetçi, esnek ve güvenilebilir bir ticari partner olduğunu vurgulayan Eroldu, "Made in EU"nun Türkiye'yi olumsuz etkilemesini beklemediğini ancak bunun bir risk olduğunu söyledi. 2026 yılı öngörülerine de değinen Eroldu, hem üretim hem de ihracat açısından 2025'e paralel bir seyir izlenmesini beklediklerini belirtti. AB pazarındaki hafif ticari araç segmentindeki daralma sinyallerinin ve bunu absorbe edecek yeni yatırımların bu öngörülerde etkili olacağını ifade etti. Eroldu, hurda teşviki konusunda ise çevre açısından parkın yaşını küçültecek uzun vadeli bir planlamanın otomotiv sanayisine olumlu etki yapacağını sözlerine ekledi.



