GÜNDEM
Yayınlanma : 24 Nisan 2026 04:20
Düzenleme : 24 Nisan 2026 04:20

Okullardaki dehşet: Uzmanlar güvenlik değil, ruh sağlığı diyor

Okullardaki dehşet: Uzmanlar güvenlik değil, ruh sağlığı diyor
Okullardaki şiddet olayları güvenlikten öte ruh sağlığı sorunu. Uzmanlar, yalnızlaşma, dijital şiddet ve psikopatolojik nedenlerin altını çizerek, okulların risk profiline göre yönetilmesi ve erken uyarı mekanizmalarının kurulması gerektiği

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da son günlerde yaşanan ve tüyler ürperten okul saldırıları, toplumda büyük bir infial yaratırken, İstanbul Arel Üniversitesi'nden Uzman Psikolog Yeliz Arda, meselenin yalnızca fiziksel güvenlik önlemleriyle aşılamayacağını net bir dille ifade etti. Arda'ya göre bu tür olayların kökeninde, derin psikolojik dinamikler ve toplumsal çatırdamalar yatıyor.

YALNIZLAŞMANIN YARATTIĞI BOŞLUK VE ŞİDDETİN ÖĞRENİLMESİ

Uzman Psikolog Yeliz Arda, okullarda meydana gelen trajik olaylara ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 'Bu eylemlerin temelinde derin psikolojik dinamikler var' diyerek konunun vahametine dikkat çekti. Şiddetin, doğuştan gelen bir dürtü değil, sonradan öğrenilen bir davranış biçimi olduğunu vurgulayan Arda, modern dünyanın getirdiği yoğun yalnızlaşmanın gençleri aidiyet duygusundan mahrum bıraktığını belirtti. 'Modern çağın getirdiği yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor' diyen Arda, aile ve okul ortamından yeterli duygusal desteği alamayan bireylerin, radikal düşüncelere veya şiddet kültürü barındıran alt gruplara daha kolay kapılabileceğini ifade etti. Sorunlarla, öfkeyle ve hayal kırıklıklarıyla başa çıkma becerisi kazanamayan gençlerin, bu duygusal yükleriyle başa çıkabilmek adına şiddeti bir araç olarak kullanabildiğini belirten Arda, 'Çünkü güç gösterisi onların var olduğunun ve farkedilmenin bir aracıdır. Hiçbir çocuk ve genç yaşamadığı, tanık olmadığı şiddeti bir başkasına uygulamaz' sözleriyle bu durumu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Dijital dünyanın gençler üzerindeki yıkıcı etkisine de değinen Arda, şiddetin sanal platformlarda romantize edilmesinin tehlikeli bir algı yarattığına dikkat çekti. 'Gençler dijital oyunları sadece eğlenmek için oynamazlar, kimlik oluşturmak için de dijital oyunlar oynarlar. Şiddet içerikli oyunlar, filmler ve şiddet içeren müzikler gençlerin şiddeti normalleştirmesine ve güç elde etmenin silah kullanmayla elde edebileceği algısı oluşturuyor. Saldırganlar bu eylemleri bir ‘intikam alma’ veya ‘ismini duyurma’ aracı olarak görebiliyor' ifadeleri, dijital dünyanın yarattığı çarpık gerçekliği gözler önüne serdi.

PSİKOPATOLOJİK NEDENLER VE ERKEN UYARI SİNYALLERİ

Arda, saldırganlık davranışlarının altında yatan nedenlerin sadece dijital etkilerle sınırlı olmadığını, genetik yatkınlıkların veya sonradan yaşanan travmaların da bu tabloyu tetikleyebileceğini belirtti. 'Çocuk ve gencin genetik olarak yatkınlığı veya daha sonradan yaşadığı travmalara bağlı olarak gelişen bazı patolojik nedenler de öfke ile birlikte şiddet davranışına dönüşebilir' diyen Arda, birçok saldırganın temelinde derin bir umutsuzluk olduğunu ve eylemlerinin aslında bir tür 'genişletilmiş intihar' olarak görülebileceğini savundu. Nörolojik olarak kişilik bozukluklarının da önemli nedenler arasında yer aldığını ekleyen Arda, depresyon, antisosyal kişilik bozuklukları, bipolar, borderline ve anksiyete bozuklukları gibi rahatsızlıkların mutlaka klinik tedavi gerektirdiğini vurguladı. Bu tür trajedilerin önlenmesinde erken uyarı sinyallerinin hayati önem taşıdığını belirten Arda, ani davranış değişiklikleri, sosyal izolasyon, öfke nöbetleri, silahlara aşırı ilgi, şiddet içeren sosyal medya paylaşımları, empati yoksunluğu ve intikam veya intiharla ilgili ifadelerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi. 'Bu dünyada yaşamak istemiyorum' veya 'Bir gün mutlaka intikamımı alacağım' gibi sözlerin kulak ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

OKULLAR RİSK PROFİLİNE GÖRE YÖNETİLMELİ

Eğitim kurumlarındaki fiziksel güvenlik önlemlerinin tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Arda, çözümün bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savundu. 'Eğitim evde başlar; hem okulda hem de sosyal hayatta devam eder' diyen Arda, ailelerin dijital okuryazarlık ve çocuklarının davranışlarındaki farklılıklar konusunda bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti. Ailelerin çocuklarının hayatında merkezde olması gerektiğini belirten Arda, eğitim-öğretim süreçlerinde riskli öğrencilerin tespit edilebilmesi için 'psikolojik risk taraması' yapılmasını ve 'erken uyarı mekanizması' kurulmasını önerdi. Arda'ya göre okullar, sadece akademik başarılarıyla değil, psikolojik risk profilleriyle de yönetilmelidir. Eğitim kurumlarının aynı zamanda duygu yönetiminin öğretildiği alanlar olması gerektiğini vurgulayan Arda, rehberlik servislerinin daha aktif rol alması gerektiğini belirtti. Ailelerin çocuklarıyla sadece akademik başarıları değil, duygusal dünyalarını da konuşmasının önemine değinen Arda, ruh sağlığına yapılan yatırımların bir lüks değil, toplumsal bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, 'Psikolojik destek iyi niyet uygulaması değil, sistem altyapısıdır' dedi.