YAŞAM
Yayınlanma : 04 Temmuz 2026 23:04
Düzenleme : 04 Temmuz 2026 23:04

Mısır'da tarih fışkırdı: Bizans kenti ve gizemli mezarlar gün yüzüne çıktı

Mısır'da tarih fışkırdı: Bizans kenti ve gizemli mezarlar gün yüzüne çıktı
Mısır'da iki büyük arkeolojik keşif yapıldı: Batı çölünde Bizans dönemine ait iyi korunmuş bir yerleşim yeri ve Marina el-Alamein'de 18 antik mezar bulundu. Bu buluntular tarihe ışık tutarken, turizm potansiyelini de artıracak.

Mısır'ın kadim toprakları, bir kez daha tarih kokan sürprizlerle gündeme geldi. Ülkenin batı çölünde Bizans dönemine ait, günümüze dek iyi korunmuş bir yerleşim alanı keşfedilirken, Akdeniz kıyısındaki Marina el-Alamein arkeolojik alanında ise tam 18 antik mezar gün yüzüne çıkarıldı. Bu çifte keşif, hem Mısır'ın zengin tarihine ışık tutuyor hem de turizm potansiyelini gözle görülür şekilde artırma vaadi taşıyor.

BİZANS'IN İZLERİ DAKHLA VAHASI'NDA

Dakhla Vahası'nda ortaya çıkarılan yerleşim alanı, Mısır'ın Bizans İmparatorluğu'nun bir parçası olduğu 4. yüzyıldaki günlük yaşamı, şehirleşme anlayışını ve ekonomik faaliyetleri anlamamız için eşsiz bir pencere aralıyor. Kazı çalışmalarında, dönemin şehir planlamasına dair önemli ipuçları veren kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana yollar ve bunları kesen doğu-batı yönlü sokaklar gün ışığına çıkarıldı. Bu sokakların, o dönemin canlı kamusal alanlarını ve açık meydanlarını oluşturduğu belirtiliyor. Kazı alanında ayrıca, 4. yüzyıl ortalarına tarihlenen ve yerleşimin merkezinde, ana sokaklara hakim bir noktada bulunan bir bazilika kilisesi de dikkat çekiyor. Kentin dış bölgelerini korumak amacıyla inşa edildiği düşünülen iki gözetleme kulesinin kalıntıları ve kalın savunma duvarlarına sahip güçlendirilmiş yapılar da keşifler arasında yer alıyor. 'Tisous'un evi' olarak bilinen ve 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir yapı ise, şehirdeki büyük bazilika inşa edilmeden önce ev kilisesi olarak kullanılmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

MARİNA EL-ALAMEİN'DE GİZEMLİ MEZARLAR VE ALTIN DİL GELENEĞİ

İkinci büyük keşif ise İskenderiye'nin yaklaşık 100 kilometre batısında, Marina el-Alamein arkeolojik alanında gerçekleşti. Burada bulunan 18 antik mezardan 11'i kayaya oyulmuş ve derinlikleri ortalama 8 metreye ulaşırken, 7'si ise yüzeyde kireç taşından inşa edilmiş. Bu yeni buluntularla birlikte bölgedeki toplam mezar sayısı 48'e ulaştı. Kazılarda çömlek kaplar, amforalar, kandiller, tabaklar ve sunaklar gibi döneme ait birçok eser de gün yüzüne çıkarıldı. Kazı ekibinin başkanı Eman Abdel-Khaliq, 2,5 metre uzunluğunda ve içinde iskelet kalıntıları bulunan bir granit lahit ortaya çıkardıklarını belirtti. Lahitin yakınında ise alçıdan yapılmış bir sfenks heykeline ait kalıntılar bulundu. En dikkat çekici bulgulardan biri ise bazı ölülerin ağızlarına yerleştirilmiş 4 altın parça oldu. Arkeologlar, bu uygulamanın, ölen kişinin ölümden sonraki yaşamda konuşabilmesini sağlamayı amaçlayan ve dönemin cenaze inançlarıyla ilişkilendirilen 'altın dil' geleneği olduğunu belirtiyor. Marina el-Alamein, antik Greko-Romen liman kenti Leukaspis olarak biliniyor ve 2. yüzyılda inşa edilip 4. yüzyıla kadar gelişimini sürdürmüş önemli bir arkeolojik alan.