Journal of Cuneiform Studies dergisinde yayımlanan dikkat çekici bir araştırma, antik Babil dönemine ait çivi yazılı tabletlerde saklı kalmış tüyler ürpertici kehanetleri gün yüzüne çıkardı. Ay tutulmalarını karanlık alametler olarak yorumlayan Babillilerin tabletlere kazıdığı en çarpıcı mesaj ise "Kral ölecek!" oldu. Bu keşif, binlerce yıllık bir gizemi aydınlatırken, antik medeniyetlerin felaket algısına dair önemli ipuçları sunuyor.
73 KEHANET GİZEMİ AYDINLANDI
Araştırmacılar, Akatça kaleme alınmış toplam 73 çivi yazılı kehaneti titizlikle inceledi. Babilliler için ay tutulmaları, doğrudan devletin bekası ve hükümdarın hayatına yönelik somut tehditler anlamına geliyordu. Bu antik medeniyet, geleceği anlamlandırmak ve dünyayı kavramak için gökyüzünü bir rehber olarak kullanıyordu. Tutulmalar, onların gözünde şu felaketlerin habercisiydi: Hükümdara yönelik suikastlar ve ani kral ölümleri, yıkıcı kıtlıklar, kuraklıklar ve ölümcül veba salgınları, savaşlar ve hatta dünyanın tamamen yok olması gibi karanlık senaryolar.
SARAYDA ALARM DURUMU VE RİTÜELLER
Asuriyolog Prof. Andrew George, bu inanışların tamamen hayal ürünü olmayabileceğini, geçmişte yaşanan bazı gerçek felaketlerin rastlantısal olarak ay tutulmalarına denk gelmesiyle bu tür dogmatik çıkarımlara dönüştüğünü belirtiyor. Monarşiyi ve krallığı hedef alan gökyüzü uyarıları, Babil sarayında tam bir alarm durumuna yol açıyordu. Kehanet metinlerine göre, kralın tehlikede olduğunu gösteren bir ay tutulması yaşandığında karmaşık ritüeller devreye giriyordu. Kralın danışmanları ve kahinleri, tehlikenin boyutunu anlamak için hayvan kurban eder ve sakatatlarını incelerdi. Eğer bu ayinler saray eşrafını sakinleştirmeye yetmezse, yaklaşan uğursuzluğu ve şerri hükümdardan uzaklaştırmak için karmaşık büyü ve arınma seansları uygulanırdı.
YAPAY ZEKA İLE ÇÖZÜLEN TABLETLER
British Museum'un 1890'larda ve 1914'te koleksiyonuna kattığı bu eşsiz tabletler, müzedeki yoğun koleksiyon ve uzman eksikliği nedeniyle onlarca yıl karanlıkta kaldı. 1970'lerde yeniden fark edilen tabletlerin tam çevirisi, işaretlerin çizgi çizgi taranıp karşılaştırılması ve özellikle yapay zeka teknolojilerinin kullanılması sayesinde ancak günümüzde tamamlanabildi. Araştırmacılar, bu tabletlerin sadece eski inançların bir listesi olmadığını; aynı zamanda Antik Babil'de ülkeyi yönetmenin getirdiği psikolojik yükü, liyakat korkularını ve devlet güvenliğine dair duyulan derin endişeleri gösteren tarihi belgeler olduğunu vurguluyor. Eski Irak topraklarında konuşulan Akat dilindeki bu tür kaynaklar, son 150 yılda yapılan çalışmalarla birleştiğinde, Mezopotamya medeniyetlerinin tarihi, dini, edebiyatı ve sosyal yaşamı hakkında insanlığa çok daha net bir ayna tutuyor.



