1899 yılında Polonya'nın Bagicz köyü yakınlarında yaşanan sıra dışı bir doğa olayı, arkeoloji tarihine damgasını vuran bir keşfi gün yüzüne çıkardı. Şiddetli kıyı erozyonu sonucu denize yuvarlanan devasa bir meşe ağacı gövdesi, oyularak iki bin yıllık bir tahta lahite dönüştürülmüş ve içinde Roma Demir Çağı'na ait Wielbark kültüründen genç bir kadının iskeletiyle birlikte kusursuz bir şekilde korunmuş olarak bulundu.
LAHİT VE İLK İNCELEMELER: BİR PRENSES Mİ, YEREL HALKTAN BİRİ Mİ?
Keşfedildiğinde, lahitten çıkan bronz iğne, göz alıcı kehribar ve cam boncuklu kolye, bilezikler ve ayak ucundaki ahşap tabure gibi zengin eşyalar, arkeologları kadının sosyal statüsünün yüksek olduğuna, muhtemelen bir 'prenses' veya aristokrat olduğuna ikna etti. Ancak 1980'lerde yapılan yeniden incelemeler, bu teoriyi sorgulattı ve mezarın aslında Wielbark kültürünün tipik gömme geleneklerini yansıttığı, muhtemelen tekil bir mezar olmadığı yönünde görüşler ağır bastı.
ZAMAN ÇELİŞKİSİ VE MODERN ÇÖZÜM: REZERVUAR ETKİSİ
En büyük gizem, mezardaki eşyaların MS 2. yüzyılın ilk yarısına işaret etmesine rağmen, kadının dişine yapılan ilk radyokarbon testlerinin en az 100 yıl daha eski bir tarih göstermesiydi. Bu çelişkiyi gidermek için yeniden başlatılan projede, modern dendrokronoloji yöntemiyle lahitin yapıldığı meşe ağacının MS 112-128 yılları arasında kesildiği doğrulandı. Ardından, diş minesindeki izotop analizleri, genç kadının çocukluğunda ağırlıklı olarak deniz ürünleri tükettiğini ortaya koydu. Deniz canlılarının bünyesinde bulundurduğu binlerce yıllık eski karbon nedeniyle, bu 'rezervuar etkisi', kadının dişlerinin olduğundan 100 yıl daha yaşlı görünmesine neden oluyordu. Ayrıca, stronsiyum analizleri, kadının o bölgenin yerlisi olmadığını ve farklı bir coğrafyadan göç ettiğini göstererek Roma Demir Çağı'ndaki insan hareketliliği hakkında yeni bulgular sundu.



