Formula 1’in yeni sezonundaki hibrit motorlarla ilgili düzenlemeler, araçların performansını önemli ölçüde artırıyor. Ancak Stefano Domenicali, bu iki serinin “temelden farklı dünyalar” olduğunun altını çizerek karşılaştırmayı kesin bir dille reddediyor.
HİBRİT DÜZENLEMELERİ VE PERFORMANS ARTIŞI
Domenicali, yeni düzenlemelerle F1 araçlarının içten yanmalı motor ve elektrik gücünün yaklaşık %50–%50 oranında dengeleneceğini belirtiyor. 2014 yılında başlayan hibrit dönemde elektrik gücü, toplam performansın yalnızca %20’sini oluşturuyordu. Ancak yeni kurallarla bu oran önemli ölçüde artarak güç çıkışı 120 kW’tan 350 kW’a yükseliyor. Bu durum, sürücülerin enerji yönetimini daha da kritik hale getiriyor.
ENERJİ YÖNETİMİ VE YARIŞ STRATEJİLERİ
Sürücüler frenleme veya gaz kesme sırasında bataryalarını şarj edebilse de bu yöntem, düzlüğe çıkarken içten yanmalı motordan güç çekilmesine neden oluyor. Bazı sürücüler bu durumun doğal sürüş stilini bozduğunu düşünüyor. Red Bull pilotu Max Verstappen, düzenlemeleri “steroidli Formula E” olarak nitelendirerek eleştirdi. Ancak Domenicali, F1 ile Formula E arasında motor, ses, hız, boyut ve enerji kullanımı açısından kıyas kabul etmeyecek kadar büyük farklar olduğunu vurguluyor. Domenicali, Formula 1’in hâlâ güçlü içten yanmalı motor karakterini koruduğunu ve enerji yönetiminin sürücülerin her turda stratejik kararlar almasını gerektirdiğini belirtiyor. Elektrikli araçların küresel otomotiv pazarındaki konumu tartışmalı olsa da, F1’in sürdürülebilirlik ve teknolojik yenilik iddiası birçok üreticiyi spora çekmeye devam ediyor. Yeni düzenlemeler, taraftar beklentileri ile markaların ilgisini çekmek arasında bir denge kurmayı da hedefliyor.



