TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu'nun çalışmaları, çocuk suçluluğunun ardındaki 'cezasızlık algısını' gözler önüne serdi. Cezaevlerinden komisyona ulaşan mektuplar, suça sürüklenen gençlerin yaşadığı trajediyi ve sistemdeki olası aksaklıkları çarpıcı biçimde ortaya koydu.
CEZASIZLIK ALGISI VE AĞIRLAŞAN SUÇLAR
Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, cezaevindeki gençlerden gelen mektuplardan çarpıcı alıntılar paylaştı. Bir genç, ilk suçlarında salıverilmenin kendisini daha rahat davranmaya ittiğini belirterek, "Keşke salmasalarmış. İlk işlediğim suçlarda salınmasam bu kadar rahat davranmayabilirdim," ifadelerini kullandı. Bu gencin, mükerrer suçlardan dolayı 69 yıl 182 ay gibi ağır bir cezaya çarptırıldığı öğrenildi. Başka bir mektupta ise, uyuşturucuya alıştırıldığını, defalarca suç işlediğini ve her seferinde çocuk olduğu için serbest bırakıldığını anlatan genç, "Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı defalarca verilerek serbest kaldım ve bu suçun caydırıcılığı olmadığı gibi çocukluğumu ve şimdi de gençliğimi kurban ettiler. İlk suçta değilse bile ikinci suçta ağır olmasa da bir yaptırım alsaydım belki çoktan ıslah olmuş, buralarda değildim," diyerek pişmanlığını dile getirdi.
ADALET DENGESİ VE REHABİLİTASYON
Durgut'un aktardığına göre, 17 yaşında hırsızlık suçundan cezaevine giren bir başka genç de, ilk suçlarında yaptıklarının yanına kâr kaldığını düşündüğünü yazdı. Şu an 26 yaşında olan bu gencin, süreç boyunca farklı suçlardan yüz yılın üzerinde ceza aldığı belirtildi. Bu mektuplar, çocukların çoğunlukla suçu seçmeden önce korunamamış çocuklar olduğuna ve çocukluk döneminde oluşan 'cezasızlık' algısının suçlu davranışları nasıl ağırlaştırdığına dikkat çekti. Durgut, ceza konusunda hassas bir denge kurulması gerektiğini vurgulayarak, bir yanda çocukları koruyan ve rehabilite eden bir sistem, diğer yanda ise suçu teşvik eden boşluklara izin vermeyen, mağdur ailelerin sesini duyan ve toplumda adalet duygusunu tesis edecek bir hukuk düzeni olması gerektiğini ifade etti. Komisyonun bu nedenle büyük önem taşıdığı belirtildi.



