Bursa, tarihinin en ağır kuraklık dönemlerinden birini yaşıyor. Nilüfer Barajı'nın tamamen kuruması ve Doğancı Barajı'ndaki su seviyesinin kritik eşiğe inmesiyle kent adeta nefesini tuttu. BUSKİ yetkilileri, acil durum planlarını devreye sokarken, vatandaşlar günlük hayatın her alanında su kıtlığının yıkıcı etkilerini hissediyor.
BARAJLARIN ÇÖKÜŞÜ VE KENTİN ÇARESİZLİĞİ
Nilüfer Barajı'nda suyun tamamen tükenmesi, Bursa'nın su güvenliği konusunda ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Doğancı Barajı'nda ise su seviyesi yüzde 15'in altına inerek alarm veren seviyelere ulaştı. BUSKİ'nin acil müdahale ekipleri, su dağıtım sistemlerinde optimizasyon çalışmaları yaparken, kentin su ihtiyacını karşılamak için alternatif kaynak arayışları hız kazandı.
12 SAATLİK KESİNTİLERLE HAYATIN DURMASI
1 Ekim itibarıyla başlayan 12 saatlik planlı su kesintileri, Bursalıların günlük rutinlerini altüst etti. Sabah 08.00'den akşam 20.00'ye kadar süren kesintilerde, evlerde temizlik ve yemek hazırlıkları aksarken, küçük işletmeler faaliyetlerini sürdürmekte zorlandı. Özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için bu durum ciddi sağlık riskleri oluşturuyor.
TURİZMİN KALBİNE İNEN DARBE
Kuraklığın en çarpıcı etkilerinden biri de Bursa'nun turizm cenneti Saitabat Şelalesi'nde yaşandı. Daha önceleri coşkuyla akan şelalenin suları, şimdilerde ancak iz halinde görülebiliyor. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği Başkanı Sermin Cakalıoğlu, 'Şelalemiz sadece bir su kaynağı değil, köyümüzün kimliğiydi. Turistlerin gelmemesiyle köy ekonomisi de çöktü' diyerek yaşanan insani dramı özetliyor.



