Batı Trakya'da Türk azınlığın hak arayışları, son dönemde birçok zorluğu beraberinde getiriyor. Yunanistan resmi makamları, Lozan Antlaşması'ndaki 'Müslüman' ifadesini gerekçe göstererek azınlığın 'Türk' etnik kimliğini reddetme politikası izlemekte. Bu bağlamda, isminde 'Türk' kelimesi barındıran İskeçe Türk Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Türk Gençler Birliği gibi köklü sivil toplum kuruluşları, uzun yıllardır kapatıldı veya yasal statü alamadı.
AİHM KARARLARI VE YUNANİSTAN'IN TUTUMU
Azınlığın hukuksal mücadelesi sonucunda, AİHM 2008 yılında Yunanistan'ı 'örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği' gerekçesiyle mahkum etti. Ancak Atina yönetimi, bu kararların uygulanmasında direnç göstermekte ve derneklerin resmi kimliklerini geri vermemekte. Bu durum, azınlığın sosyal ve kültürel haklarının ihlaline yol açıyor.
MÜFTÜLÜK SORUNU VE EĞİTİM KRİZİ
Batı Trakya Türkleri, Lozan Antlaşması ve 1913 Atina Antlaşması uyarınca kendi dini liderlerini seçme hakkına sahip. Ancak Yunanistan, 1990'dan itibaren bu hakkı fiilen elinden alarak resmi müftüler atamaktadır. Ayrıca, azınlık okullarındaki eğitimde yaşanan sorunlar, iki dilli eğitim verilmesine rağmen derinleşiyor. Öğrenci sayısındaki azalma ile birlikte birçok azınlık ilkokulu kapatıldı, eğitim kalitesi düşüyor. Ekonomik baskılar ve bölgesel göç, Türk nüfusunun geleceğini tehdit ediyor.



