GÜNDEM
Yayınlanma : 28 Mayıs 2026 05:17
Düzenleme : 28 Mayıs 2026 05:17

Avrupa'nın yeni güvenlik rotası: Türkiye artık sadece tedarikçi değil, stratejik ortak!

Avrupa'nın yeni güvenlik rotası: Türkiye artık sadece tedarikçi değil, stratejik ortak!
Avrupa'nın yeni güvenlik arayışında Türkiye, ABD'nin çekilmesiyle birlikte stratejik bir ortaknya haline geliyor. Savunma sanayiindeki hızlı büyüme ve İHA teknolojilerindeki başarılar, kıtanın tedarik zincirinde Türkiye'ye önemli bir yer aç

Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisi büyük bir dönüşümden geçerken, ABD'nin stratejik odağını Pasifik'e kaydırması kıtayı kendi savunmasında daha fazla sorumluluk almaya itiyor. Bu yeni dönemde, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye, sadece askeri gücüyle değil, hızla büyüyen savunma sanayii ve üretim kapasitesiyle Avrupa'nın güvenlik denkleminde kilit bir oyuncu haline geliyor.

AVRUPA SİSTEMİNİN YENİ MERKEZİ

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ortaya koyduğu savunma kırılganlıkları, Avrupa ülkelerini savunma bütçelerini artırmaya ve ortak tedarik projelerine yöneltmeye zorladı. Bu noktada Türkiye'nin geliştirdiği İHA/SİHA teknolojileri, mühimmat sistemleri ve deniz platformları Avrupa'nın en büyük ihtiyacı olan hızlı üretim kapasitesi, düşük maliyetli teknolojiler ve sahada etkinliği kanıtlanmış sistemler için biçilmiş kaftan. Türk savunma şirketleri artık Avrupa savunma sanayii için stratejik ortaklar olarak görülüyor.

İŞ BİRLİKLERİ BATI'DA RÜZGAR GİBİ ESİYOR

Son dönemde Baykar ile İtalyan Leonardo arasındaki insansız hava sistemleri alanındaki iş birliği, Avrupa'nın Türk savunma teknolojilerine olan ilgisinin en somut göstergelerinden biri. Fransa'dan Safran ile kurulan temaslar ve Almanya'da NATO standartlarındaki top mermileri için üretim tesisi kurulumu da bu eğilimi pekiştiriyor. Belçika Kraliçesi'nin Türkiye ziyaretindeki savunma sanayii vurgusu ve İspanya'nın HÜRJET ile KAAN projelerine gösterdiği ilgi, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisinde tedarikçi olmanın ötesinde, asli ortak haline geldiğini kanıtlıyor. NATO tatbikatlarında sergilenen SİHA gemisi konsepti ve otonom silah sistemleri, Türkiye'nin kıta savunmasının kritik aktörlerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, küresel jeopolitikte üçüncü bir güç ekseni oluşturma potansiyelini de beraberinde getiriyor.