PHAROS Projesi kapsamında Mısır'ın İskenderiye kıyılarında yürütülen çalışmalar, deniz tabanında adeta bir hazineyi gün yüzüne çıkardı. On yıllardır süren araştırmaların neticesinde, MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiş ve antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri'ne ait olduğu düşünülen 22 devasa taş blok su yüzüne çıkarıldı. Bu anıtsal parçalar arasında yer alan kapı pervazları, eşikler ve lentolar, her biri yaklaşık 80 ton ağırlığında olup, orijinal yapının akıl almaz boyutlarını gözler önüne seriyor.
ANTİK MÜHENDİSLİĞİN İZLERİ
Bu olağanüstü buluntular, sadece fiziksel boyutlarıyla değil, aynı zamanda Mısır ve Yunan mimarisinin zarif bir sentezini sunmalarıyla da arkeologları büyülüyor. Uzmanlar, bu parçaların fenerin görkemli girişine ait olduğunu ve dönemin mühendislik dehasını en saf haliyle yansıttığını belirtiyor. Denizin derinliklerinden çıkarılan bu devasa taşlar, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmaya yüz tutmuş bir yapının yeniden canlanması için bir umut ışığı yakıyor.
MODERN TEKNOLOJİ İLE TARİH YENİDEN YAZILIYOR
Arkeologlar, sadece bu devasa yapı taşlarını çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda yüksek hassasiyetli fotogrametri teknolojisiyle her bir parçayı dijital ortama aktarıyor. Şu ana kadar deniz tabanında taranan 100'den fazla blok, bilgisayar ortamında birleştirilerek 100 metre yüksekliğindeki İskenderiye Feneri'nin sanal bir rekonstrüksiyonu oluşturuluyor. MS 1303'teki büyük bir depremle yıkılan ve taşları zamanla Kaytbay Kalesi'nin yapımında kullanılan bu efsanevi yapının 'kayıp' parçaları, modern teknolojinin yardımıyla tarih sahnesine geri dönerek geçmişin sırlarını aydınlatıyor.



