Bilim camiası, tarihin en yıkıcı volkanik patlamalarından birine sahne olan Kikai Kalderası'ndaki son hareketliliği yakından takip ediyor. Communications Earth & Environment dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, devasa süper volkanın altındaki magma odasının taze magma ile dolduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, Yellowstone ve Toba gibi diğer süper volkanların çalışma prensiplerini anlamak açısından büyük önem taşıyor.

TARİHİN EN BÜYÜK FELAKETLERİNDEN BİRİNE EV SAİPLİĞİ YAPTI
Yaklaşık 7 bin 300 yıl önce Japonya'nın Kyushu adası açıklarında meydana gelen "Akahoya" patlaması, Holosen döneminin bilinen en büyük volkanik olayı olarak kayıtlara geçti. Bu patlama sırasında atmosfere, 1991'deki Pinatubo patlamasının 32 katı kadar, yani 160 kilometreküp kaya eşdeğeri materyal fırlatıldı. Patlamanın yarattığı piroklastik akıntılar 150 kilometreye kadar ulaşırken, küller Kore Yarımadası'na kadar yayılmış ve bölgedeki Jōmon halkının neredeyse tamamen yok olmasına sebep olmuştu.
MODERN TEKNOLOJİYLE YENİ BİR GÖRÜNTÜLEME
Kobe Üniversitesi ve Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknoloji Ajansı (JAMSTEC) bünyesindeki araştırmacılar, sular altında kalan bu devasa krateri ileri düzey sismik yöntemlerle inceledi. Deniz tabanına yerleştirilen sismometreler ve hava tabancası dizileri kullanılarak yer kabuğunun altındaki yapı detaylı bir şekilde görüntülendi. Yapılan analizler sonucunda, devasa magma odasının yeniden magma ile dolduğu ve bu magmanın önceki patlamadan kalan artıklar değil, yeni bir kaynaktan geldiği tespit edildi. Araştırmada ayrıca, son 3 bin 900 yıldır kaldera içinde yeni bir lav kubbesinin istikrarlı bir şekilde yükseldiği de saptandı. Kikai'deki bu süreç, Yellowstone ve Toba gibi diğer büyük kalderaların sığ magma rezervuarlarındaki mekanizmalarla benzerlik gösteriyor. Jeofizikçi Seama Nobukazu, magma kütlelerinin birikme biçimini anlamanın, gelecekteki olası felaketleri tahmin etme açısından hayati olduğunu vurguladı.
KÜRESEL FELAKET RİSKİ GÖZ ALTINDA
Kikai Kalderası şu an için sakin görünse de, magma odasındaki dolum süreci volkanın aktif olduğunu kanıtlıyor. Günümüzdeki yüksek nüfus yoğunluğu göz önüne alındığında, Akahoya patlamasına benzer bir olayın yaşanmasının küresel çapta yıkıcı sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Bilim insanları, geliştirdikleri "magma yeniden enjeksiyon modeli" ile süper patlamaların öncü göstergelerini daha hassas bir şekilde izlemeyi hedefliyor. Sular altındaki bu sessiz devin uyanışı, insanlığın doğa karşısındaki kırılganlığını bir kez daha hatırlatırken, modern teknolojinin sağladığı erken uyarı potansiyeli umut veriyor.


