Oxfam'ın son analizine göre, dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesimi, 2026 yılı için kendilerine düşen adil karbon salımı payının tamamını yılın yalnızca ilk 10 gününde tüketti. Bu durum, iklim kriziyle mücadelede eşitsizliklerin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
EN ZENGİNLERİN KARBON BÜTÇESİ TEHLİKELİ BOYUTTA
Araştırma, en zengin yüzde 0,1'lik kesimin ise yıllık karbon bütçesini sadece üç günde aştığını ortaya koydu. Oxfam, bu aşırı emisyonların en ağır sonuçlarının, iklim krizine en az katkı sağlayan kesimler tarafından yaşanacağını vurguluyor. Düşük gelirli ülkelerdeki topluluklar, yerli halklar, kadınlar ve kız çocukları gibi en kırılgan grupların bu durumdan en çok etkileneceği belirtiliyor.
EKONOMİK ZARAR VE ÇAĞRILAR BÜYÜYOR
Düşük ve orta gelirli ülkeler, bu emisyonların yol açtığı yıkıcı etkiler karşısında en savunmasız konumda bulunuyor. Küresel ölçekte ekonomik zararın 2050'ye kadar 44 trilyon sterline ulaşabileceği öngörülüyor. Oxfam, İngiltere Maliye Bakanı'na seslenerek "iklimi kirleten aşırı servetler üzerindeki vergilerin artırılmasını" talep etti. Kurum, İngiltere'nin en zengin yüzde 1'inin, sekiz günde ürettiği karbon kirliliğinin, en yoksul yüzde 50'nin bir yılda ürettiği emisyona eşit olduğunu kaydetti.
YATIRIMLAR DA İKLİM KRİZİNİ TETİKLİYOR
Rapora göre, süper zenginler sadece doğrudan emisyonların büyük bölümünden sorumlu değil; aynı zamanda en kirletici sektörlere yatırım yaparak dolaylı emisyonları da artırıyor. Ortalama bir milyarderin yatırım portföyünün, yılda 1,9 milyon ton karbondioksit salımı yapan şirketlerle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Bu miktar, yaklaşık 400 bin benzinli otomobilin yıllık emisyonuna denk geliyor. Bilim insanlarının Paris Anlaşması hedeflerine ulaşabilmesi için, dünyanın en zengin yüzde 1'inin emisyonlarını 2030'a kadar yüzde 97 oranında azaltması gerekiyor.



