Bilim dünyasında uzun süredir merak edilen bir konuya ışık tutan yeni bir araştırma, volkanik ada yaylarındaki devasa altın zenginliğinin kaynağını ortaya çıkardı. GEOMAR Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi'nden deniz jeoloğu Dr. Christian Timm liderliğindeki ekip, altının yer kabuğuna çıkış sürecinin tek bir aşamadan ibaret olmadığını kanıtladı.
DERİN MEKANİZMA: ALTININ YOĞUNLAŞMASI
Araştırmaya göre, okyanus tabanındaki dalma-batma zonlarında meydana gelen altın birikimi, suyla zenginleşmiş mantonun defalarca yüksek sıcaklıkta erimesiyle oluşuyor. "Altın mutfağı" olarak adlandırılan bu karmaşık mekanizma, mantonun kademeli olarak altını yoğunlaştırmasını sağlıyor. Tek bir erimenin aksine, tekrarlanan yüksek sıcaklık evrelerinin altını sülfür minerallerinden ayırarak magmaya aktardığı saptandı.
YENİ ZELANDA ÇEVRESİNDE KAPSAMLI ANALİZ
Çalışma kapsamında, Yeni Zelanda'nın kuzeyindeki Kermadec ada yayı ve Havre çöküntüsünden toplanan 66 volkanik cam örneği incelendi. Lavın su altında hızla soğumasıyla oluşan bu camların, magmanın orijinal kimyasal yapısını koruduğu belirtildi. Analizler sonucunda, ilkel camlardaki altın konsantrasyonunun orta okyanus sırtlarındaki magmalara göre kat kat yüksek olduğu gözlemlendi. Mantodaki suyun doğrudan altın kaynağı olmadığı ancak erime sürecini kolaylaştırarak metalin açığa çıkmasına yardımcı olduğu anlaşıldı. Altının magmada yüksek konsantrasyona ulaşabilmesi için mantonun daha önce eriyip tükenmiş ve ardından tekrar yüksek ısıya maruz kalmış olması gerektiği belirlendi. Bilim insanları, bu sürecin altının yaşam döngüsündeki ilk adım olduğunu vurgularken, yerin derinliklerindeki jeolojik süreçlerin maden yataklarının oluşumundaki kritik rolünü de verilerle destekledi.



