Pasifik Okyanusu'ndaki küçük ada ülkesi Nauru, geçmişte fosfat rezervleri sayesinde dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak anılırken, bugün ekonomik kırılganlık ve iklim tehdidiyle boğuşuyor. Yaklaşık 12 bin kişilik nüfusa sahip bu ülke, refahın ardından gelen çöküşün dramatik hikayesini yaşıyor. Şimdi ise gelir elde etmek için varlıklı kişilere vatandaşlık satma yoluna gidiyor.
FOSFAT ZENGİNLİĞİ VE ANİ ÇÖKÜŞ
Nauru'nun zenginliği, 1900'lü yılların başında keşfedilen fosfat rezervlerine dayanıyordu. Bağımsızlığını 1960'lı yıllarda kazandıktan sonra madenlerin kontrolünü ele alan ülke, hızla büyüyen bir ekonomi kurdu. 1982'de New York Times, Nauru'yu 'dünyanın en küçük ve en zengin bağımsız demokrasisi' olarak tanımlamış, kişi başına düşen gelirin petrol zengini Arap ülkelerini bile geride bıraktığını yazmıştı. Bu refah döneminde adaya Ferrari ve Lamborghini gibi lüks spor otomobiller ithal edildi, aileler alışveriş için özel uçaklar kiraladı. Ancak 1990'larda fosfat rezervlerinin tükenmeye başlamasıyla gelirler düştü ve 2000'li yılların başında ekonomi fiilen çöktü.
AVUSTRALYA ANLAŞMASI VE İKLİM TEHDİDİ
Ekonomik çöküşün ardından Nauru, Avustralya ile yapılan tartışmalı bir anlaşma sayesinde geçici bir mali rahatlama yaşadı. Avustralya'ya deniz yoluyla ulaşan sığınmacılar için kurulan göçmen merkezlerine ev sahipliği yapan ülkeye milyonlarca dolar aktarıldı. Bu uygulama 2014 civarında zirveye ulaştı ancak bugün çok daha sınırlı ölçekte devam ediyor. Ülke aynı zamanda yükselen deniz seviyeleri nedeniyle iklim değişikliğinin ciddi tehdidi altında. Kıyı taşkınları ve altyapı zararlarının önümüzdeki yıllarda artabileceği belirtiliyor.
VATANDAŞLIK SATIŞIYLA GELİR HEDEFİ
Ada yönetimi, gelir elde etmek amacıyla bir yatırım yoluyla vatandaşlık programı başlattı. Program kapsamında, varlıklı kişilere 105 bin dolar, yani güncel kurla yaklaşık 4.497.937,50 Türk Lirası karşılığında Nauru vatandaşlığı veriliyor. Elde edilecek gelirin, deniz seviyesinden daha yüksek ve güvenli bölgelerde yeni konutlar inşa edilmesi için kullanılması hedefleniyor. Bu hamle, bir zamanların refah içindeki ülkesinin bugünkü çaresizliğini gözler önüne seriyor.



