GÜNDEM
Yayınlanma : 04 Haziran 2026 07:28
Düzenleme : 04 Haziran 2026 07:28

MİT'ten devlere darbe: Devlet sırlarını Esed ve Ruslara satan eski personel yakalandı

MİT'ten devlere darbe: Devlet sırlarını Esed ve Ruslara satan eski personel yakalandı
Eski MİT mensubu Önder Sığırcıkoğlu'nun, devlet sırlarını Esed rejimi ve Rus istihbaratına sattığı iddiasıyla müebbet hapis istemiyle yargılanmasına başlanıyor. Firari sanık, ÖSO komutanlarının teslim edilmesinde de rol oynamıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, eski MİT mensubu Önder Sığırcıkoğlu'nun, devlet sırlarını düşman ellere teslim ettiği yönündeki vahim iddialar mercek altına alındı. Sığırcıkoğlu'nun, geçmişte görev yaptığı dönemde tanıdığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanları Yarbay Hüseyin Harmoush ve Binbaşı Mustafa Kassum'un kaçırılıp Beşar Esed rejimine teslim edilmesinde kilit rol oynadığı belirtiliyor.

ESED REJİMİNE TESLİM VE FİRAR

İddianamede, bu haince eylemler nedeniyle Sığırcıkoğlu'nun 2012'de Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve bu kararın Yargıtay tarafından onandığı vurgulanıyor. Ancak Sığırcıkoğlu'nun akılalmaz bir manevrayla, 2014'te Osmaniye Açık Ceza İnfaz Kurumu'na nakli sırasında kendisine verilen 10 saatlik yol iznini firar etmek için kullandığı ortaya çıktı. Firarından sonra 2014-2024 yılları arasında devrik Esed rejiminin himayesinde Suriye'nin çeşitli bölgelerinde yaşadığı ve bu süreçte rejim ile Rusya istihbarat servislerine MİT hakkında kritik bilgiler sızdırdığı iddia ediliyor.

MÜEBBET HAPİS İSTEMİYLE YARGILANACAK

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, sanığın "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" ve "devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama" suçlarından müebbet ile 35 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor. Savcılık, davanın devlet sırlarını içerdiği gerekçesiyle duruşmaların kapalı oturumlarla yürütülmesini de talep etti. Bu dava, ulusal güvenliğimize yönelik tehditlerin ne denli sinsi olabileceğinin bir kez daha altını çiziyor.