GÜNDEM
Yayınlanma : 25 Mayıs 2026 22:11
Düzenleme : 25 Mayıs 2026 22:11

Mavi Marmara saldırganları bu kez de gazeteciyi hedef aldı: Akıl almaz işkence ve taciz!

Mavi Marmara saldırganları bu kez de gazeteciyi hedef aldı: Akıl almaz işkence ve taciz!
Gazeteci Ümmü Gülsüm Durmuş, İsrail askerlerinin Mavi Marmara baskınındaki ekip tarafından hedef alındığını ve maruz kaldığı sistematik işkence, cinsel taciz ve dini hassasiyetlere yönelik saldırıları anlattı.

Gazeteci Ümmü Gülsüm Durmuş, İsrail askerlerinin Mavi Marmara baskınında görev alan ekip tarafından hedef alındığını ve akıl almaz işkencelere maruz kaldığını anlattı. Durmuş, saldırganların Mavi Marmara'ya saldıran ekip olduğunu belirterek, 'Mavi Marmara'ya saldıran ekip, bize gönderildi. O ekip gelmiş bize,' ifadelerini kullandı.

İŞKENCE ÇIĞLIKLARI VE CİNSEL TACİZ

Alıkonulma süreci boyunca yaşananları aktaran Durmuş, 'Bizi bir yere götürüyorlardı, oradan çığlıklar geliyordu. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk, tecavüz mü oluyor diye aklımızdan geçiyordu. Gece boyu insanların bağırışları yankılandı,' dedi. Kadın aktivistlerin, özellikle başörtülü olanların daha yoğun işkenceye maruz kaldığını belirten Durmuş, askerlerin başörtülerine saldırdığını ve 'Niye takmıyorsun başörtünü ya, taksana' diyerek hakaret ettiklerini söyledi. Kadınlara sistematik olarak cinsel taciz içerikli ifadeler kullanıldığını ve her an taciz veya tecavüz edilebileceği hissinin verildiğini dile getirdi.

ISLATIP ELEKTRİK VERDİLER, İSRAİL MARŞI DİNLETTİLER

İki gece boyunca gemide tutulan aktivistlerin dondurucu koşullara maruz kaldığını anlatan Durmuş, içerinin buz gibi olduğunu, gece alttan su verildiğini ve elektrikle işkence yapıldığını söyledi. Dini hassasiyetlerin hedef alındığını, tuvaletlerin ekmekle dolu olduğunu ve tam bir saat boyunca İsrail marşı dinlemeye zorlandıklarını aktardı. Ramon Havalimanı'ndan Türk Hava Yolları uçaklarını görünce büyük bir rahatlama yaşadığını belirten Durmuş, 'Allah'ım bitti' dediğini ve vatanına kavuşmuş gibi mutlu olduğunu ifade etti. İşgal hapishanelerindeki duvarlarda yıllarca tutulan Filistinlilerin yazılarını gördüğünü ve birinin 30 yıl kaldığını yazdığını hatırlatarak, insanların orada 30 yıl nasıl geçirdiğini sorguladı.