GÜNDEM
Yayınlanma : 17 Kasım 2025 12:48
Düzenleme : 17 Kasım 2025 12:48

İstanbul'da deprem toplanma alanları kayıp gitti: Kent merkezinde sığınacak yer kaldı mı?

İstanbul'da deprem toplanma alanları kayıp gitti: Kent merkezinde sığınacak yer kaldı mı?
İstanbul'da 1999 depremi sonrası belirlenen 475 toplanma alanından eser kalmadı. İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna, alanların imara açılarak yok edildiğini ve acil barınma alanlarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
İstanbul'da deprem toplanma alanları kayıp gitti: Kent merkezinde sığınacak yer kaldı mı?

Megakent İstanbul'da olası bir deprem için hayati önem taşıyan deprem toplanma alanlarının sayısı endişe verici derecede azaldı. 1999 Marmara depremi sonrasında belirlenen yaklaşık 475 toplanma alanından günümüze ulaşanların bir elin parmaklarını geçmediği belirtiliyor.

TOPLANMA ALANLARI İMARA MI AÇILDI?

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, mevcut durumla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Suna, "İstanbul'un merkezinde kaç adet deprem toplanma alanı var yerine, İstanbul merkezde toplanma alanı kaldı mı diye sormak lazım" diyerek sorunu özetledi. 1999 depremi sonrası oluşturulan İl Afet Kurulu'nun belirlediği bu alanların, zamanla imara açılarak plazalar, AVM'ler ve devasa binaların yükselmesine neden olduğunu belirtti. "Oralara imar verdik, para kazandık. Deprem çalışmaları, arama kurtarma çalışmaları için gelir elde ettik" şeklindeki yetkililerin açıklamalarına tepki gösteren Suna, bu alanların amacından saptırıldığını vurguladı.

ACİL TOPLANMA ALANI MI, BARINMA ALANI MI?

Suna, AFAD'ın son dönemde belirlediği "acil toplanma alanları"nın da yetersiz olduğunu dile getirdi. Bu alanların genellikle parklar, okul bahçeleri veya sitelerin yeşil alanları gibi küçük yerlere konulan tabelalarla gösterildiğini ve bunların depremin ilk anlarında vatandaşların paniklerini atlatabileceği veya ailesiyle buluşabileceği geçici noktalar olduğunu söyledi. Ancak asıl ihtiyaç duyulanın, altyapısı hazır, sağlıklı yaşam koşulları sunan "barınma alanları" olduğunu vurguladı. Özellikle Antakya'daki konteyner kentler örneğini veren Suna, deprem barınma alanlarının belirlenmesi ve altyapılarının hazırlanmasının aciliyet taşıdığını belirtti. İstanbul'un mevcut altyapı stokunun yüzde 50'sinin riskli olduğunu ve olası bir depremde yaklaşık 4 milyon kişinin çadır veya konteynerde barınmak zorunda kalabileceğini tahmin ettiklerini ekledi.