DÜNYA
Yayınlanma : 19 Mayıs 2026 10:38
Düzenleme : 19 Mayıs 2026 10:38

Grönland'da şok edici erime: Saniyede milyarlarca ton buz kayboluyor!

Grönland'da şok edici erime: Saniyede milyarlarca ton buz kayboluyor!
Grönland'daki buz kaybı ürkütücü boyutlara ulaştı. ESA ve NASA uydularından alınan veriler, 2010-2023 arasında buz örtüsünde 75 metreye varan incelmeler olduğunu gösteriyor.

Dünyanın en büyük tatlı su rezervlerinden biri olan Grönland buz örtüsü, ne yazık ki küresel ısınmanın acımasız pençesinde.

EYT DEĞİL, BUZ ERİMESİ!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve NASA'dan gelen verilerin birleştirilmesiyle elde edilen yeni raporlar, Grönland'daki buz kaybının boyutlarını gözler önüne seriyor. 2010'dan 2023'e kadar olan 13 yıllık dönemde, buz örtüsünün bazı bölgelerinde tam 75 metreye varan incelmeler tespit edildi. Bu durum, küresel deniz seviyesi yükselmesinin en önemli ikinci nedeni olarak kabul ediliyor.

UYDU VERİLERİNDEN KORKUTAN SONUÇLAR

NASA'nın verilerine göre, Grönland her yıl yaklaşık 283 milyar metrik ton (gigaton) buz kaybediyor. Bu devasa kayıp, ESA'nın bulutları aşabilen CryoSat radarı ve NASA'nın hassas ICESat-2 lazer teknolojisinin birleştirilmesiyle daha net bir şekilde anlaşıldı. İngiltere'deki Kutup Gözlem ve Modelleme Merkezi (CPOM) tarafından yürütülen ve Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan bu çalışma, buz örtüsünde genel olarak 1,2 metrelik bir incelme olduğunu ortaya koydu. Yaz aylarındaki erimenin kar yağışını aştığı bölgelerde ise bu incelme 6,4 metreye ulaşıyor. Batıdaki Sermeq Kujalleq buzulunda 67 metre, kuzeydoğudaki Zachariae Isstrøm buzulunda ise tam 75 metrelik dikey buz kaybı ölçüldü. Toplamda, 13 yılda Grönland'dan kaybolan buz hacmi, dünyanın en büyük tatlı su kaynaklarından Victoria Gölü'nün tamamına denk geliyor.

POLİTİKA YAPICILAR İÇİN ACİL UYARI

Bilim insanları, bu iki uydunun tamamlayıcı verilerinin birleştirilmesinin, deniz seviyesi artışı, okyanus akıntıları ve küresel hava modelleri üzerindeki etkileri anlamak için politika yapıcılar ve araştırmacılara yüksek doğrulukta kanıt sağladığını vurguluyor. Bu veriler, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğinin acı bir göstergesi niteliğinde.