Adalet Bakanı Akın Gürlek, FETÖ ile mücadelenin yalnızca bir güvenlik meselesi değil, Türkiye'nin geleceği için hayati önem taşıyan milli bir mesele olduğunu vurguladı. Hem yurt içinde hem de uluslararası alanda yürütülen bu kapsamlı mücadelede geri adım atılmayacağının altını çizen Gürlek, önümüzdeki dönemde daha aktif ve kararlı bir uluslararası mücadelenin sinyallerini verdi.
FETÖ'nün Yurt Dışı Ağı Hedef Alınıyor
Bakan Gürlek, FETÖ ile mücadelenin artık sınırları aştığını ve örgütün 'beyninin' yurt dışında bulunduğunu belirterek, yeni bir diplomatik ve hukuki hamlenin başlatıldığını duyurdu. Adalet Bakanlığı'nın elde edilen yeni delillerle iade taleplerini yenileyeceğini ve özellikle ABD ile Avrupa ülkeleriyle yapılacak görüşmelerde bu konunun öncelikli gündem maddesi olacağını ifade etti.
Örgüt Kendini Yeniliyor, Operasyonlar Devam Edecek
Gürlek, FETÖ'nün sürekli kendini yenileyen bir terör örgütü yapısına sahip olduğuna dikkat çekerek, yeni üye kazanma ve finans ağlarının yakından takip edildiğini vurguladı. Savcılıkların teyakkuzda olduğunu ve ankesörlü telefon soruşturmaları ile yeni deliller ışığında operasyonların hız kesmeden süreceğini belirtti. Yakın zamanda yeni operasyonların da gündeme gelebileceğinin sinyalleri verildi.
Batı'dan Yetersiz İade Talepleri
Türkiye'nin 119 ülkede toplam 2 bin 707 FETÖ mensubu için iade talebinde bulunduğu belirtildi. Ancak Adalet Bakanlığı yetkilileri, ABD ve Avrupa ülkelerinin bu konudaki sessizliğinin dikkat çekici boyutlara ulaştığını aktardı. Türkiye'nin ABD'den 423, Almanya'dan 746, Hollanda'dan ise 217 FETÖ mensubunun iadesini talep etmesine rağmen bugüne kadar sadece 3 kişinin iadesinin gerçekleştiği bildirildi. Interpol aracılığıyla iletilen kırmızı bülten taleplerinin de işleme alınmadığı ifade edildi. Bu durum, FETÖ'nün uluslararası alandaki varlığına ilişkin tartışmaları alevlendiriyor. Bakan Gürlek, Hollandalı mevkidaşıyla yaptığı görüşmede, 15 Temmuz şehitlerini hatırlatarak FETÖ'nün anayasal düzeni hedef alan bir terör örgütü olduğunu ve iade taleplerinin karşılanması gerektiğini net bir dille ifade etmişti. Bu çıkış, Türkiye'nin müttefik ülkelerden beklentisini bir kez daha gözler önüne serdi.



