Artan kiralar ve hızlanan kentsel dönüşüm projeleri, ev sahipleri ile kiracılar arasındaki anlaşmazlıkları artırıyor. Ancak İstanbul'da yaşanan son olay, ev sahibinin haklı bir ihtiyacı olsa bile, yasaların belirlediği zamanlama kurallarına uymamanın sonuçlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.
KİRACISININ OTURDUĞU EVİNE DÖNMEK İSTEDİ
Olay, İstanbul'un merkezi ilçelerinden birinde yaşandı. Ev sahibinin Etiler'de kirada oturduğu bina kentsel dönüşüm projesi nedeniyle yıkım sürecine girdi. Bu durum üzerine ev sahibi, Beşiktaş'ta kendisine ait olan ve 5 yıllığına kiraya verdiği evine geri dönmek istedi. Kiracısıyla yaptığı görüşmelerden sonuç alamayınca zorunlu arabuluculuk sürecine başvurdu, ancak bu süreçte de bir uzlaşma sağlanamadı.
YEREL MAHKEME EV SAHİBİNİ HAKLI BULDU
Bunun üzerine ev sahibi, "ihtiyaç sebebiyle tahliye davası" açtı. Yargılama sürecinde kiracı, tahliye talebinin samimi olmadığını iddia etti. Ancak İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, ev sahibinin başka bir konutunun olmadığını ve oturduğu binanın kentsel dönüşüme girdiğini tespit ederek, "ihtiyacın samimi ve zorunlu" olduğuna karar verip kiracının evi tahliye etmesine hükmetti.
BAKANLIK KARARI BOZDU: SÜRE HATASI KRİTİK OLDU
Yerel mahkemenin kararı sonrası sevinen ev sahibinin sevinci kısa sürdü. Kiracının itirazı üzerine dosya üst mercilere taşındı. Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin kararını "dava açma süresi" yönünden hatalı bularak, kanun yararına bozma yoluyla tahliye kararını iptal etti. Avukat Gizem Gonce'ye göre, Türk Borçlar Kanunu'nun 350/1 maddesi uyarınca ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden sonra, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak dava açılması gerekiyor. Bu olayda ev sahibi, 5 yıllık kira sözleşmesi 2025 yılında dolacakken 01.12.2023 tarihinde dava açarak süreyi ihlal etmiş oldu. Bu zamanlama hatası, ev sahibinin haklı ihtiyacına rağmen davasını kaybetmesine neden oldu.



