ABD Adalet Bakanlığı'nın kamuoyuna açtığı yeni belgeler, milyarder Jeffrey Epstein'in sadece bir cinsel istismar ağı kurmakla kalmayıp, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad'a yönelik büyük bir şantaj girişiminde bulunduğunu iddia ediyor. Belgeler, Epstein'in, İngiliz medya patronu Robert Maxwell'in çökmekte olan imparatorluğunu kurtarmak için Mossad'dan 400 milyon sterlin talep ettiğini ve bu talebi reddedilirse bildiği tüm sırları ifşa etmekle tehdit ettiğini ortaya koyuyor.

ŞANTAJIN BELGELERİ ORTAYA ÇIKTI
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın açıklamalarına göre, Epstein dosyasıyla ilgili 3 milyondan fazla yeni belge kamuoyuna sunuldu. Bu belgeler arasında, 15 Mart 2018 tarihli ve dikkat çeken bir e-posta bulunuyor. E-postada, Epstein'in Mossad'dan 400 milyon sterlin talep ettiği ve bu talebin karşılanmaması halinde, teşkilat hakkında bildiği her şeyi açıklayacağı tehdidinde bulunduğu belirtiliyor. Bu iddia, Epstein'in uluslararası ilişkilerdeki karanlık bağlantılarının boyutunu gözler önüne seriyor.
TEHDİTLER AİLEYE DE UZANDI
Açıklanan belgeler, tehditlerin sadece Mossad ile sınırlı kalmadığını gösteriyor. Epstein'in ölümünden sonra, kardeşi Mark Epstein ve avukatı Stacey Richman'a gönderilen bazı e-postalarda, çocuklarının öldürülmesiyle tehdit edildikleri ortaya çıktı. Bu tehditlerin, Mark Epstein'in, ağabeyi Jeffrey ile ortak hareket ettiğini kabul etmesi yönünde bir baskı aracı olarak kullanıldığı iddia ediliyor. Ayrıca, Robert Maxwell'in dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve ABD Başkanı Ronald Reagan gibi üst düzey siyasi figürlere erişimi olduğu da belgelerde yer alan diğer bir detay.
DAVA DOSYASINDAKİ ÜNLÜ İSİMLER
Jeffrey Epstein, 18 yaş altı birçok kıza cinsel istismarda bulunmak ve bir fuhuş ağı kurmak suçlamalarıyla yargılanıyordu. 10 Ağustos 2019'da, New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'nde tutuklu bulunduğu sırada ölü bulunan Epstein'in intihar ettiği açıklanmıştı, ancak ölümüyle ilgili birçok soru işareti hala cevap bulmuş değil. Dava dosyasına adı karışan isimler arasında Prens Andrew, eski ABD Başkanları Donald Trump ve Bill Clinton gibi tanınmış şahsiyetler de bulunuyor. Bu durum, skandalın uluslararası boyutunu ve etkisini daha da derinleştiriyor.


