EKONOMİ
Yayınlanma : 11 Temmuz 2026 04:37
Düzenleme : 11 Temmuz 2026 04:37

Enflasyon ateşi düşüyor, faiz indiriminin kapısı aralanıyor mu?

Enflasyon ateşi düşüyor, faiz indiriminin kapısı aralanıyor mu?
İTO Başkanı Avdagiç, enflasyonla mücadelede önemli kazanımlar elde edildiğini, ancak kalıcılık için mali disiplin ve yapısal reformların şart olduğunu belirtti. AB ile ilişkilerde Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestliği gibi ko

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, iş dünyasının nabzını tuttuğu önemli açıklamalarda bulundu. Son üç yıldır süregelen enflasyonla mücadele programının kırılganlıkları azalttığını ve önemli bir dengeleme etkisi yarattığını vurgulayan Avdagiç, sıkı para politikasının iç talep kaynaklı enflasyonist baskıları yavaşlattığını ve fiyatlama davranışlarında kademeli bir normalleşme eğilimi oluşturduğunu belirtti.

EKONOMİK KAZANIMLARIN KALICILIĞI İÇİN YOL HARİTASI

Avdagiç, finansal istikrar alanında risk primindeki düşüşün ve portföy akımlarındaki dengelenmenin, programın dış kırılganlıkları azaltma etkisini güçlendirdiğini dile getirdi. Ancak elde edilen bu kazanımların kalıcı hale gelmesi için para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformların da destekleyici rol oynaması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye'nin küresel bir ekonomik merkez olma vizyonuyla, coğrafyasını pasif bir avantajdan çıkarıp, ekonomik ve siyasi kararları şekillendiren aktif bir güce dönüştürme potansiyeline dikkat çekti.

AB İLE İLİŞKİLER VE STRATEJİK DÖNÜŞÜM

Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda da Avdagiç, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesi ve vize serbestliği sürecindeki kriterlerin tamamlanması gibi konularda ivedi adımlar atılmasını beklediklerini ifade etti. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin 'uzatım' müzakerelerine dönüşmemesi gerektiğini, aksine yeniden canlandırılarak somut ve yeni bir perspektif kazandırılması gerektiğini savundu. Bu perspektifin, AB yapısında 'öğütülen' ülke anlayışından, AB kimliğine kendi varlığıyla değer katan ülke anlayışına geçişi temsil etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'nin önündeki stratejik vizyonun inşasında ise jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüşmesi, üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi ve transit ülke kimliğinin karar verici merkez ülke konumuna taşınması gibi üç temel dönüşüm alanının öne çıktığını sözlerine ekledi.