Türkiye ekonomisi, kur-enflasyon-faiz sarmalında boğulurken, bu durumun arkasında yapısal bir adaletsizlik ve çifte standart dikkat çekiyor.
Döviz kazancı beyanları rekor kırdı
Ülkeye değer katan ve istihdam yaratan yaklaşık 2 milyon 200 bin şirket, döviz kazançlarının her kuruşu için yüzde 25'e varan oranlarda kurumlar vergisi ödüyor. Ancak, sadece döviz al-sat spekülasyonu ile kazanç elde edenlerin neden vergi ödemediği sorusu gündemde. Gelir İdaresi Başkanlığı'na (GİB) göre, 2025 yılında elde edilen kazançlara yönelik 5,5 milyon vergi beyannamesi verildi. Bunun yanı sıra, Hazır Beyan Sistemi üzerinden kira, ücret ve menkul sermaye iradı gibi kazançlardan 2 milyon 558 bin mükellef beyanname verdi.
Rant düzenine son verilmesi gerekiyor
Beyanname veren mükellefler tarafından 1 trilyon 458 milyar lira matrah beyan edilirken, hesaplanan vergi tutarı 446 milyar lira oldu. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığı, döviz kazancı elde eden bireylerden kaçının beyan ettiklerini ve ne kadar vergi alındığını açıklamıyor. Vergisiz kazanç kapısı, üretimi olumsuz etkileyerek, sermayeyi rant döngüsünde hapsediyor. Yüksek maliyetler, sanayicileri zor durumda bırakıyor ve enflasyonu körüklüyor. Dövizden kazanç sağlayanlar, vergi ödemeden zenginleşirken, vergi tabanındaki daralma, bütçenin yükünü ücretli çalışanlar ve dürüst mükelleflerin sırtına bindiriyor. Adil bir vergi uygulaması, ekonomik dengelerin yeniden sağlanması için kritik bir adım olacaktır. Gelir Vergisi Kanunu, döviz alım-satımından elde edilen kazançların vergilendirilmesini öngörse de, bu uygulama yok sayılıyor. Ekonominin kurtuluşu için bu adaletsizliğe son verilmelidir.



