GÜNDEM
Yayınlanma : 27 Temmuz 2025 08:32

Afetlerde kadınlar daha çok etkileniyor: Toplumsal cinsiyet eşitliği şart

Afetlerde kadınlar daha çok etkileniyor: Toplumsal cinsiyet eşitliği şart
Afetlerde kadınların daha fazla etkilendiğini ortaya koyan bir araştırma raporu, afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemini vurguladı ve bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini belirtti.

CEİD koordinasyonunda hazırlanan bir araştırma raporu, afetlerin kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini ortaya koydu. Raporda, afetlerde kadınların daha fazla etkilenmesinin ardında çocuk bakımı, yoksulluk, sosyal destek ağlarının yetersizliği, geleneksel toplumsal roller ve ayrımcılık gibi faktörler yer alıyor. Araştırmayı yürüten Prof. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar, Doç. Dr. Ebru İnal Önal, Nilüfer Dilara Ar Mutlu ve Öğretim Görevlisi Gül Yalçın, afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemini vurguladı.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EKSİKLİĞİ

Raporda, afetlerin kadın ve erkekler üzerinde farklı etkiler yarattığı ve bu nedenle afet yönetimine toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin eklenmesi gerektiği belirtildi. Çalışmada, afetlerin kadınlar için 'çifte afet' olarak nitelendirildiği vurgulandı. Çünkü afetler, kadınlar üzerinde ölüm, yaralanma, barınma olanağının ortadan kalkması gibi doğrudan etkilerinin yanı sıra, afet sonrasında yoksulluk, şiddet, güvenlik sorunları ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sorunları gibi süregiden sıkıntılara da yol açıyor.

AB FİNANS MANI

AB tarafından finanse edilen çalışma, afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırma sonuçları, afetlere karşı daha dirençli ve eşitlikçi topluluklar oluşturmak için politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu kapsamda, kadınların afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde daha etkin bir şekilde yer almaları için gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor. Çalışma, afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının, afet risklerinin azaltılması ve toplumsal iyileşmenin hızlandırılması açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor.