GÜNDEM
Yayınlanma : 27 Temmuz 2025 08:24

Grup Saldırıları: Gençler Arasında Artan Şiddetin Sosyal Medya Boyutu

Grup Saldırıları: Gençler Arasında Artan Şiddetin Sosyal Medya Boyutu
Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde artan grup saldırıları, özellikle gençler arasında yaygınlaşan şiddetin sosyal medyada paylaşılması ve ödüllendirilmesiyle endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.

Türkiye'nin farklı yerlerinde yaşanan grup saldırıları, özellikle gençler arasında yaygınlaşan yeni bir şiddet biçimini ortaya koyuyor. Çoğu zaman 5-6 kişilik grupların bir kişiye saldırdığı şiddet eylemleri, bazen önceden planlı, bazen de rastgele şekilde gelişiyor.

SOSYAL MEDYANIN ROLÜ

Uzmanlara göre, bu durum sadece bireysel bir şiddet eğilimi değil, aynı zamanda toplumsal bir şiddet sinyali. Son aylarda kamuoyunda tepkilere neden olan olaylar, bu şiddet biçiminin gittikçe normalleştiğini düşündürüyor. Saldırılar genellikle okul çağındaki gençler tarafından, kalabalık halde gerçekleştirilirken, olay anı çoğu zaman cep telefonlarıyla kaydedilip sosyal medyada paylaşılıyor. Her geçen gün artan bu şiddet olaylarını uzmanlar Milliyet'e değerlendirdi. Psikolog Alanur Özalp, özellikle görüntülerin paylaşılma biçiminin, şiddeti sıradanlaştırdığını ve hatta ödüllendirdiğini belirtti. Özalp, 'Özellikle son günlerde biz de benzer görüntüleri çok sık görmeye başladık. Sosyal medyada insanlar bu görüntüleri artık normalleştirmeye başladı. Aynı anda bir kişiye 5-6 kişi saldırıyor ve bu görüntüler kayıt altına alınıp sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor. En rahatsız edici tarafıysa, bu durum bir tür başarı hikayesi gibi sunuluyor' dedi.

UZMAN GÖRÜŞLERİ

Özalp, olayların zincirleme şekilde arttığını ve bir tür sosyal bulaş etkisiyle yayıldığını belirterek şunları söyledi: 'Bir grup saldırısı oluyor, kısa süre sonra bir yenisini görüyoruz. Bunlar birbirini tetikliyor. Eskiden insanlar bire bir kavga ederdi. Şimdi ise gruplar halinde tek kişiye saldırılıyor. Bu gençlerle sınırlı da değil, 10 yaşındaki bir çocuk da 30 yaşındaki bir yetişkin de kalabalık saldırı modelini kopyalayabiliyor. Bu da durumun ne kadar yaygınlaştığını ve normalden ne kadar uzaklaştığını gösteriyor.' Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan ise sosyal medyanın şiddeti sıradan bir gösteriye dönüştürdüğünü, gençlerin bu performanslarını kameraya kaydedip onaylanmayı beklediklerini belirtti. Erdoğan, grup halinde hareket etmenin ergenlik dönemindeki aidiyet ihtiyacıyla bağlantılı olduğunu, şiddetin grup içindeki dayanışmayı pekiştirmenin bir yolu haline geldiğini vurguladı. Empati eksikliğinin de önemli bir faktör olduğunu, dijital çağda sanal etkileşimlerin gerçek ilişkilerin yerini alarak ötekinin acısını hissetme kapasitesini zayıflattığını ifade etti.

AİLELERİN ROLÜ

Özalp'a göre en büyük tehlike, şiddetin hem uygulanmasının hem de paylaşılmasının onay görmesi. Özalp, 'Bu tür videolar ciddi sayıda beğeni ve yorum alıyor, hatta saldırıyı gerçekleştiren kişiler sosyal medyada takdir bile ediliyor. Şiddet burada sadece uygulanmakla kalmıyor, ödüllendiriliyor. Bu çok tehlikeli. Bu davranışlar, yalnızca erkekler arasında değil, genç kızlar arasında da giderek yaygınlaştı. Sadece erkekler değil, kızlar da benzer şiddet görüntülerine karışıyor. Örneğin, üç kız bir kızı tutuyor, biri dövüyor, diğeri kameraya alıyor. Bu artık o kadar sık görülüyor ki sanki sıradanlaşmış gibi. Ancak bu görüntülerin yayılması, bunun normal bir şey olduğu anlamına gelmiyor' diye konuştu. 'Ailelerin sessizliği de bu durumu besleyen önemli bir faktör' diyen Özalp, 'Bu videolardan şunu da anlıyoruz ki, gençler şiddet içeren bu davranışları sergilerken, ailelerinden çekinmiyorlar. Aileyle ilgili bir kaygı taşımadıkları için bu kadar rahat davranabiliyorlar. Bu da son derece düşündürücü. Çünkü bu görüntüler sosyal medyada yayılırken, mutlaka birileri görüyor aileden biri, komşu, akraba. Fakat yeterince tepki verilmiyor. Bu noktada ailelerin artık net bir ‘dur’ demesi gerekiyor' dedi. Son günlerde gerçekleşen grup halindeki saldırılardan bazı örnekler Batman, Eskişehir, İstanbul Esenyurt, Konya ve Ankara Keçiören'de yaşandı.