Kitap Süvari Binbaşı Şevki Baslo’nun kişisel hatıratıdır. Bu hatırat, Prof. Dr. Mehmet Çanlı ve aynı adı taşıyan Dr. Kur. Alb.(E) Mehmet Çanlı tarafından değerlendirilip ve günümüz Türkçesiyle sadeleştirilerek Savaş Yayınevi tarafından 2019 yılında yayımlanmıştır. Kitap, 247 sayfa olup, 16 x24 boyutlarında Ofset baskı olarak basılmıştır.

Kitapta, giriş ve önsöz kısmından sonra yazarın tanıtımı yapılmıştır. Giriş kısmında Şevki Baslo’nun hatıratı, yaklaşık yüz sayfa kadar diğer dönemsel hatırat ve ikinci el kaynaklarla karşılaştırılması yapılmıştır. Daha sonra Şevki Baslo’nun I. Dünya Harbinin başından itibaren bulunduğu cephelerdeki yaşadığı olayları anlatılmıştır. Cephelerin genel durumu hakkında bilgileri genel bir özet şeklinde değerlendirilmiştir.

Verdiği bilgiler doğrultusunda cepheler sırasıyla; 2. Süvari Tugayı 3.,13.,14. Süvari Alayları ile 5. Süvari Makineli Tüfek Bölüğü’nden oluşmaktadır. Şevki Boslo ise üsteğmen olarak bu birlikte görev yapmaktadır. Birliklerden 2.Ordu’nun Karargâhı, Şam’dadır. Orduya bağlı kolordular Halep ve Şam bölgelerinde bulunmaktadır. 3.Ordu Karargâhı Erzurum’dadır. Bu orduya bağlı kolordular Erzurum, Sivas ve Elazığ civarında bulunmaktadır. 4. Ordu Karargâhı Bağdat’tadır. Orduya bağlı kolordular Musul, Bağdat ve Şam bölgelerinde tahkim edilmiştir.

I. Dünya Savaşı ilan edildiğinde bu karargâhlara bağlı birlikler eksikliklerini tamamlamak için zorlu ulaşım imkanları yüzünden zaruri malzeme ve cephaneliklerin tamamlanmasında sorunlar yaşanmıştır. Balkan Harbindeki kayıplar tam anlamıyla telafi edilemediğinden birliklerde personel eksikliği bulunmaktadır. Bu eksikliği gidermek için bazı birlikler lağvedilerek bunların silah ve malzemeleriyle yeni birlikler oluşturulmuştur.

İlk önce 2. Süvari Tugayı’nın kuruluşunda bulunan 3. Süvari Alayı lağvedilmiş ve Alay’ın bölükleri piyade tümenlerine dağıtılmıştır. 2. Süvari Tugayı kuruluşundaki Süvari Makineli Tüfek Bölüğü de mühimmatları, lağvedilen alaylardan tamamlanarak 13. Süvari Alayı’na devredilmiştir. Bu alayın komutanlığına Binbaşı Sami Sabit (Karaman) Bey getirilmiştir. Hatıratın ait olduğu kişi olan Üsteğmen Şevki Baslo ise bu Alay’ın 4. Süvari Bölüğü’nde görevlendirilmiştir.

Adnan Oktar’ın avukatları Oktar’ın ağına mı düşüyor? Adnan Oktar’ın avukatları Oktar’ın ağına mı düşüyor?

Kitabın ikinci bölümünde Baslo’nun hatıratı aslına sadık kalınarak günümüz Türkçesiyle sadeleştirilmiştir. Ancak sadeleştirme yapılırken Baslo’nun bulunduğu bölge veya cephelerde kendi birliğiyle ilgili verdiği bilgilerin daha iyi anlaşılabilmesi için dipnot şeklinde açıklayıcı bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda bölgesel olarak birçok yerleşim bölgesinin ismi değiştirildiğinden dolayı yazarların günümüzdeki isimlerini parantez içerisinde verdiğini görmekteyiz.

Kitapta dikkatimizi çeken bir özellik, hatıra türü eserlerin geneline bakıldığında büyük bir kısmının yayımlanması transkripsiyon şeklinde olduğu göze çarpmaktadır. Bu kitapta diğerlerinden farklı olarak geniş bir değerlendirmeye tabi tutulduğudur. Aynı zamanda konunun daha iyi anlaşılabilmesi için aslına sadık kalınarak günümüz Türkçesine çevrildiğini ve geniş açıklamalarda bulunulmasıdır. Kitabın son bölümünde birkaç resim ve hatıratın orijinalinden birkaç nüsha konulmuştur.

Bu kısa fiziksel değerlendirmelerden sonra Şevki Baslo’nun hatıratı, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Harbine giriş sürecinden başlayarak 1914-1920 yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. Hatıratta Şevki Baslo’nun bizzat katıldığı harekâtlar, yaşadığı deneyimler ve bölgeye dair gözlemlerini içeren kişisel bir hatırat niteliğindedir. Şevki Baslo, I. Dünya savaşı öncesinde Edirne bölgesinde süvari üsteğmen olarak görev almış savaşa katılmıştır. Ardından Irak, İran ve Urfa bölgelerinde görev yapmıştır. Bu süreçte katıldığı çatışmalar detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Baslo’nun günlük benzeri tuttuğu notlar, bir bakıma az da olsa askeri günlük (ceride) şeklinde görünmektedir. Bunun yanında Baslo, askeri cephe bilgilerinin yanında bulunduğu coğrafya ve halkı hakkında da detaylı bilgiler vermesi dikkati çekmektedir.

Saroz körfezi, Irak, İran ve Urfa bölgelerindeki birliklerin durumu ve yaşanılan çeşitli zorluklar hatıratın sahibi gözünden detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Baslo’nun özellikle İran bölgesinde geçirdiği uzun süre o bölgeye dair geniş gözlemler yapmasına imkan tanımıştır. Örneğin İran bölgesinde görevli iken, bölge ve buradaki Türklerle olan ilişkileri ve bunların yaşayışları hakkında ciddi bilgiler sunmaktadır. Bunun yanında İran bölgesinde savaştığı Rus-Kazak süvarileri ile ilgili çok özel bilgiler verdiği ve bunlardan edindiği deneyimleri uzun uzadıya anlatmıştır. Bu süreçteki düşüncelerini hatırata özgün bir perspektif katmaktadır.

Şevki Baslo hatıratında I. Dünya Savaşı döneminde katıldığı çatışmalarda veya cephelerdeki durumu ve coğrafya hakkında detaylı bilgiler verirken, Mondros Mütarekesi sonrasında geri çekilme veya görevli olduğu Urfa Bölgesindeki faaliyetleri hakkında fazla detay vermemektedir. Aynı zamanda bölgedeki Kuva-yı Milliye oluşumu hakkında da detaylı bilgi vermemektedir. Sadece bazı iç güvenlik konusu olan asayiş sorunları hakkında resmi bilgiler vermektedir.

Özetle bu hatırat, Şevki Baslo’nun konumu veya rütbesi itibarıyla kısıtlı olduğundan dolayı askeri açıdan çok teferruatlı olmamasına rağmen bulunduğu bölgenin tarihi, kültürü ve etnik yapısı hakkında detaylı bilgiler vermesi açısından önemli bir eserdir. Diğer taraftan bu bilgileri günümüz Türkçesiyle ve dönemin diğer kaynaklarıyla karşılaştırmalı olarak yazarlar tarafından sunulması kitaba ayrı bir değer katmaktadır.

Hayriye Köktaş Bozagcı

Hitit Üniversitesi Tarih Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi