Türkiye'nin hızla büyüyen perakende ekosistemi, yurt dışında yerleşik pazaryerlerinin (YYP) kontrolsüz genişlemesiyle karşı karşıya. Bu platformların haksız rekabet yoluyla büyümesi, ülkenin yerel perakende sektörünü, cari açığını, üretim gücünü, istihdamını ve vergi gelirlerini tehdit ediyor. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) ve Dogma Alares'in ortak raporuna göre, durum oldukça ciddi.
YURT DIŞI PAZARYERLERİNİN YÜKSEK ZARARI
Raporda, YYP'nin Türkiye'deki yıllık işlem hacminin 2024 sonunda 43 milyar TL'ye (1,3 milyar Dolar) ulaştığı belirtiliyor. Ancak bu rakamın, maliyetler ve yerli üretimin azalmasıyla birlikte 280 milyar TL'ye varan bir katma değer kaybına yol açtığı tahmin ediliyor. 2025 yılında ise işlem hacminin 75 milyar TL'nin üzerine çıkması ve 500 milyar TL'lik bir katma değer kaybına neden olması bekleniyor. YYP'nin toplam işlem hacmi, Türkiye'nin 2024 cari işlemler açığının yüzde 14'ünü oluşturuyor.
KOBİ'LER VE İSTİHDAM TEHDİT ALTINDA
Türkiye'deki işletmelerin büyük çoğunluğu KOBİ'lerden oluşuyor ve istihdamın önemli bir bölümünü sağlıyor. YYP'ler ise bu KOBİ'lerin varlığını ve büyümesini doğrudan tehdit ediyor. Tekstil sektörü gibi birçok yerli üretici de bu durumdan olumsuz etkileniyor. YYP'ler, ürün tedarikinden pazarlamaya kadar birçok süreci yurt dışında yürütüyor ve katma değerin büyük bir kısmının ülke dışına çıkmasına neden oluyor. Ayrıca, yüksek vergilerden ve denetimlerden muaf olmaları nedeniyle yerel satıcılara karşı büyük bir rekabet avantajı sağlıyorlar. Ürün güvenliği ve tüketici hakları da tehlike altında. Yanıltıcı reklamlar ve denetlenmeyen ürünler tüketiciyi mağdur ediyor. Kişisel verilerin yurt dışına çıkarılması da bir başka önemli sorun. ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu, bu sorunun sadece ticari değil, milli bir mesele olduğunu vurgulayarak, adil rekabet, tüketici güvenliği ve ekonomik egemenliğin sağlanması için acil önlemler alınması gerektiğini dile getirdi. Çevikoğlu, YYP'lerin vergi, denetim ve veri işlemede yerel pazar yerleriyle eşit şartlarda olması gerektiğini, tüketici güvenliğinin ve ürün denetiminin güçlendirilmesi gerektiğini, gümrük süreçlerinin sıkılaştırılması ve veri işlemenin Türkiye'de yapılması gerektiğini, yerli platformların ve KOBİ'lerin desteklenmesi gerektiğini ve bilinçli tüketim kültürünün teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.



