Yaklaşık 25 yıl boyunca altın üretimi gerçekleştiren maden sahası, bu kez tamamen farklı bir amaçla yeniden yapılandırılıyor. Altın üretiminin sona ermesinin ardından, uzmanlara göre, yeni sistem güneş ve rüzgar enerjisinden elde edilen fazla elektriği depolayarak şebekedeki ani enerji ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılacak.

POMPALI HİDROELEKTRİK SİSTEMİ
Projede uygulanacak olan sistem, 'pumped hydro' yani pompaj depolamalı hidroelektrik modeli ile çalışacak. Elektrik üretiminin fazla olduğu saatlerde, su eski maden çukurundan yukarıdaki rezervuara pompalanacak. Enerji ihtiyacının arttığı anlarda ise su yeniden aşağı bırakılarak türbinleri çalıştıracak ve elektrik üretimi sağlanacak.
DOĞAL BİR BATARYA OLARAK YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR
Enerji dönüşümünün büyük kısmı yer altındaki dev tüneller ve kaya içine inşa edilen santral odalarında gerçekleşecek. Mühendisler, bu yönteminin klasik bataryalara göre çok daha uzun ömürlü ve büyük ölçekli bir enerji depolama yöntemi olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar projeyi 'dev bir doğal batarya' olarak tanımlarken, sistemin sürekli elektrik üretmek yerine ihtiyaç anında devreye girerek enerji şebekesini dengeleyeceği belirtiliyor. Avustralya’da yenilenebilir enerji kullanımının artmasıyla bu tür projelerin önemi giderek artıyor. Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri, yıllarca madencilik faaliyetleriyle değişime uğramış bir bölgenin yeniden değerlendirilmesi. Böylece eski maden sahası ekonomiye kazandırılmış olacak ve aynı zamanda yeni bir enerji depolama altyapısı oluşturuluyor. Yetkililer, projenin gerekli onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından 2030’lu yıllarda tam kapasiteyle devreye girmesini hedefliyor. Uzmanlara göre, sistem tamamlandığında bölgedeki en büyük enerji depolama projelerinden biri olma potansiyeline sahip.


