Çin'de evlilik trendleri endişe verici bir düşüşle yeni bir döneme giriyor. Bu yılın ilk üç ayında yapılan yeni evliliklerin sayısı, COVID-19 salgınının ilk şok dalgasının yaşandığı 2020'nin aynı döneminden bu yana kaydedilen en düşük seviyeye indi. Vatandaşlık İşleri Bakanlığı'nın açıkladığı resmi verilere göre, Ocak-Mart 2026 döneminde toplam 1 milyon 697 bin çiftin nikah masasına oturduğu belirtildi. Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde 1 milyon 810 bin evlilikle karşılaştırıldığında yüzde 6,24'lük bir düşüşü temsil ediyor. Bu durum, salgının başlangıcında uygulanan sokağa çıkma yasaklarının etkisinin hala hissedildiğini ve sosyo-ekonomik dinamiklerin evlilik kararlarını derinden etkilediğini gösteriyor.
BOŞANMALARDA YÜZDE 1,27'LİK DÜŞÜŞ KAYDEDİLDİ
Evliliklerdeki bu keskin düşüşe rağmen, boşanma oranlarında da bir miktar gerileme gözlemlendi. Yılın ilk üç ayında 622 bin kişi boşandı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,27'lik bir azalmaya işaret ediyor. Ancak bu düşüş, evliliklerdeki dramatik azalmanın yanında nispeten küçük bir orana denk geliyor ve genel tabloyu değiştirmiyor. Çin'in gelecekteki demografik yapısı üzerinde önemli etkileri olacak bu veriler, ülkenin nüfus projeksiyonlarını da yeniden şekillendirecek gibi görünüyor.
EKONOMİK ZORLUKLAR VE GELECEK KAYGILARININ ETKİSİ
Yeni evliliklerin sayısı, bir sonraki yılın doğum rakamlarını doğrudan etkilediği için nüfus artış trendlerinin öncü göstergesi olarak kabul ediliyor. Çin'de 2024 yılında 6 milyon 100 bin yeni evlilik akdiyle 1980'lerden bu yana en düşük seviye görülmüştü. 2025'te ise doğum oranı binde 5,63'e düşerek ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949'dan bu yana en düşük seviyesine geriledi. Nüfusun 2022'den beri devam eden azalma eğilimi, ekonomik büyümenin yavaşlaması, yaşam ve çocuk yetiştirme maliyetlerinin artması gibi faktörlerin yeni nesillerin evlilik ve çocuk sahibi olma konusundaki çekincelerini artırdığını gösteriyor. 1980'lerden beri uygulanan ve daha sonra esnetilen tek çocuk politikalarının sona ermesine rağmen, ekonomik baskılar ve gelecek kaygıları, Çin'de aile kurma dinamiklerini kökten değiştirmeye devam ediyor.



