DÜNYA
Yayınlanma : 11 Haziran 2026 03:57
Düzenleme : 11 Haziran 2026 03:57

Yeni keşfedilen dev altın madeni, çevresel riskleri beraberinde getiriyor

Yeni keşfedilen dev altın madeni, çevresel riskleri beraberinde getiriyor
And Dağları'ndaki dev altın madeni keşfi, ciddi çevresel riskler ve sağlık sorunları doğuruyor. Yerel su kaynakları tehlikede, çevre kuruluşları alarm veriyor.

And Dağları, Pasifik Ateş Çemberi’nin doğu yakasında, insanlık tarihinin en önemli maden ve metal kaynaklarından biri olarak bilinir. Ancak, ABD merkezli maden şirketi Lundin Mining ve ortakları BHP'nin yürüttüğü son siber jeolojik araştırmalar, bölgenin beklenenden çok daha zengin olduğunu ortaya koydu. 2025 yılına kadar tamamlanan 400 ek arama kuyusunun verileri, derin mineral tabakalarının yüzeydeki projeksiyonları alt üst etti.

DEVASA REZERV TAHMİNLERİ

Fransız haber ajansı AFP'nin raporuna göre, uzmanlar, kuzey ve güney sınır hatlarında daha derinlere indikçe Filo del Sol madeninin akılalmaz miktarlarda değerli metal sunacağını belirtiyor. Şu anki tahminlere göre, 13 milyon ton saf bakır, 907 bin kilogram (32 milyon ons) saf altın ve 18,6 milyon kilogram (659 milyon ons) gümüş rezervinin bulunduğu ifade ediliyor. Lundin Mining CEO'su Jack Lundin, bu keşfi, son 30 yılın en önemli yeşil alan maden keşiflerinden biri olarak nitelendiriyor ve bu metallerin, küresel yeşil enerji devrimi için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.

ÇEVRESEL RİSKLER VE HASTALIK TEHDİDİ

Ancak, bu devasa yer altı hazinesinin çıkarılması, o kadar da kolay olmayacak. Maden yatağı, deniz seviyesinden 5.000 metre yükseklikte yer alıyor ve bu yükseklikteki zorlu koşullar, işçiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Dağ hastalığı gibi ölümcül risklerin yanı sıra, bu alana ulaşmak için gereken lojistik operasyonlar tarihin en zorluları arasında gösteriliyor. Ayrıca, maden çıkarma işlemlerinin büyük miktarda suya ihtiyacı olması, yerel halk için su krizini tetikliyor. Çevre örgütleri, bu durumun, maden çıkarma işlemleri ile birlikte su kaynaklarının kurumasına yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Uzmanlar, temiz enerjinin peşinde koşarken, su kaynaklarını korumanın hayati önem taşıdığını ifade ediyorlar.