Venezuela'da yaşanan ve La Guaira eyaletini adeta yerle bir eden depremin dehşetini, yaklaşık 21 yıldır bu ülkede yaşayan Türk vatandaşı Eser'in gözünden dinliyoruz. Depreme ofisinde yakalanan Eser, ilk sarsıntıyı hafif bir baş dönmesi sanarken, kısa sürede televizyon ve dolapların devrilmesiyle büyük bir felaketin ortasında kaldığını anladı.
KAOS VE YIKIM ORTASINDA AİLEYE KOŞTU
Panikle ailesinin yanına gitmek için sokağa fırlayan Eser, o anları anlatırken yaşadığı dehşeti kelimelere döküyor: "Normalde 10-15 dakikada gidilecek yolu, 2-3 dakikada koştum. Sağımda solumda binalar yıkılıyordu. Tek düşüncem aileme ulaşmaktı." Neyse ki ailesi binadan çıkmayı başarmıştı ancak yaşadıkları yapı ağır hasar alarak kullanılamaz hale gelmişti. Eser, La Guaira eyaletinde ayakta kalabilen neredeyse hiçbir bina olmadığını vurgulayarak depremin yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.
TÜRK YARDIM GÖNÜLLÜSÜ: 'İNSANLARI ENKAZ ALTINDA BIRAKIP GİTMEK BİZE YAKIŞMAZ'
Türkiye'deki ailesinin ülkeye dönme çağrılarına rağmen Eser, 21 yıldır yaşadığı bu topraklarda böylesine büyük bir felaket yaşanırken gitmeyi doğru bulmadığını belirtti. Çocuklarını güvenli bir yere yerleştirdikten sonra yardım çalışmalarına katılan Eser, "Böyle bir günde insanları enkaz altında bırakıp gitmek bize yakışmaz" diyerek vicdanının sesini dinlediğini ifade etti. Türk kurumlarının koordinasyonunda yürütülen yardımlarda aktif rol alan Eser, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Dünya Türk İş Konseyi, Summa İnşaat ve Diyanet temsilcileriyle birlikte günde bin kişiye sıcak yemek ulaştırdıklarını, su ve temel ihtiyaç malzemelerinin dağıtımını da sürdürdüklerini aktardı. Bölgede sağlam bina kalmadığını ve ilk günlerde ekipman yetersizliği nedeniyle kazma küreklerle enkaz kaldırdıklarını belirten Eser, sesini duydukları halde ulaşamadıkları insanların olduğunu ve bu çaresizliği tarif etmenin zor olduğunu sözlerine ekledi. Yaşananların Türkiye'deki 6 Şubat depremlerini hatırlattığını ve bölgedeki insani mücadelenin tüm zorluklarıyla devam ettiğini kaydetti.



