İran ile ABD arasında tırmanan gerginlik, uzmanları endişelendiriyor. Milliyet'e konuşan analistler, olası bir ABD saldırısının aceleye getirilmesinin, çatışmanın kontrolden çıkma olasılığını artırdığını vurguluyor.

ACELEYE GETİRİLEN HAMLELER BÜYÜK TEHLİKE YARATIYOR
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Uzmanı Oral Toğa, ABD'nin potansiyel saldırısının aceleye getirildiğini belirterek, "kontrolden çıkma olasılığını da gözardı etmemek gerekiyor" uyarısında bulunuyor. Toğa, ABD'nin İran'ın sivil altyapısını hedef alabileceğini ve bunun "topyekün çökertme" ihtimali doğurabileceğini, ancak İran hava sahasının da bazı ihtimallere hazırlıklı olduğunu ekliyor. Türkiye'nin bu süreçte kilit bir arabulucu rolü üstlendiğini vurgulayan Toğa, Körfez ülkeleri ve Pakistan gibi aktörlerin de İran'ın bütünlüğünü savunacağını ve gerilimin dizginlenmesini isteyeceğini ifade ediyor.

KÖRFEZ'DE ÇATIŞMA BEKLENTİSİ VE TARTIŞMALI GEREKÇELER
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural, ABD'nin bölgede büyük bir yığınak yaptığını ve kara harekatının zorluğuna rağmen Körfez ve Hürmüz Boğazı üzerinden bir çatışma yaşanabileceğini öngörüyor. Vural, ABD'nin saldırı gerekçesinin uluslararası siyaset için yanıtlanması zor bir soru olacağını belirterek, İran'da 6 aydır süren savaş ekonomisinin kızgın bir halk yarattığını ekliyor. Protestoların dini lideri de hedef aldığını ve toplumun yılbaşına göre farklılaştığını vurguluyor. AB'nin Devrim Muhafızları'nı terör örgütü ilan etmesinin ise konuyu sönümlendirecek bir adım olmadığını savunuyor.
ANKARA'NIN AKTİF DİPLOMASİSİ VE KAOSUN ZARARLI SONUÇLARI
Dr. Vural, gerilimin sönümlenmesi için aktif tek adresin Ankara olduğunu ve Türk diplomasisinin bu süreçte mekik dokuduğunu belirtiyor. ABD'nin İsrail güvenliğiyle birlikte kendi çıkarlarını gözettiğini ve bu durumun uluslararası siyasette karmaşık bir denge oluşturduğunu ifade ediyor. Türkiye açısından bakıldığında, mevcut sorunlarla uğraşırken yanı başlarında çıkacak yeni bir kaosun "herkesi zarara götüreceğini" vurguluyor. Çin ve Rusya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi düzeyinde müdahaleye karşı çıkacağına dikkat çekerek, sonuçları belirsiz bir tablo olduğunu sözlerine ekliyor.


