DÜNYA
Yayınlanma : 13 Şubat 2026 23:04
Düzenleme : 13 Şubat 2026 23:04

Uygur zulmü Meksika'da yankılandı, Pekin'den sert tepki geldi

Uygur zulmü Meksika'da yankılandı, Pekin'den sert tepki geldi
Meksika'da Uygur zorla çalıştırma uygulamaları ve küresel tedarik zincirlerine etkileri konuşuldu. Çin konsolosluğu ise iddiaları reddederek ABD'yi iç işlerine karışmakla suçladı.

Meksika'da düzenlenen bir etkinlikte, Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan'da yaşanan zorla çalıştırma uygulamaları ve bunun küresel tedarik zincirlerine etkileri masaya yatırıldı. Uygur Hareketi Başkanı Ruşen Abbas, sunumunda Çin'deki en az 100 şirketin, Uygur kökenli işçilerin zorla çalıştırılmasından etkilenen tedarik zincirlerine sahip olduğunu belirtti. Bu şirketlerin arasında dünyaca bilinen markaların da bulunduğunu söyleyen Abbas, "Temelde Çin kökenli herhangi bir otomobil veya Çin tedarik zinciriyle bağlantılı herhangi bir ürün, zorla çalıştırılmış Uygur işçilerle ilişkilendirilebilir" diyerek batı pazarlarındaki risklere dikkat çekti. Raporda adı geçen küresel markalar arasında Nike, Heinz ve Zara gibi isimler yer alıyor.

Uygur İnsan Hakları İhlalleri ve Küresel Tedarik Zincirleri

Uluslararası insan hakları kuruluşları, Birleşmiş Milletler ve çeşitli örgütler, Doğu Türkistan'da milyonlarca Uygur ve diğer etnik Müslüman azınlığın "yeniden eğitim kampları"nda tutulduğunu ve ardından zorla çalıştırıldığını bildiriyor. Bu uygulamalar, uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller olarak değerlendiriliyor ve bazı ülkeler tarafından soykırım ve insanlığa karşı suç olarak nitelendiriliyor. Küresel raporlar, bu zorla çalıştırma riskinin sadece tekstil ve otomotiv sektörleriyle sınırlı kalmadığını, minerallerden elektronik ve tüketim mallarına kadar pek çok alanda var olduğunu gösteriyor. Bu durum, uluslararası şirketleri tedarik zincirlerini daha sıkı denetlemeye ve insan hakları standartlarına bağlılıklarını güçlendirmeye çağırıyor.

Çin Konsolosluğu'ndan Sert Açıklama: "Yanlış Bilgilendirmelere Karşıyız"

Meksika'daki Çin Halk Cumhuriyeti Başkonsolosluğu ise konuya ilişkin "ciddi bir bildirge" yayımladı. Başkonsolosluk, Sincan'daki "soykırım", "çağdaş kölelik çalışması" ve "dinin baskısı" gibi iddiaları "yanlış" olarak nitelendirdi. Bildiride, ABD'nin Çin'in iç politikasına müdahale etmek amacıyla Sincan'ın yönetimine saldırdığı ve Çin halkının etnik ilişkilerini kışkırtmaya çalıştığı iddia edildi. Konsolosluk, bu tür gerçek dışı bildirilere kesinlikle karşı olduklarını vurguladı. Açıklamada, Sincan'ın sosyal istikrara, ekonomik kalkınmaya, etnik birliğe ve gelişmiş yaşam standartlarına sahip olduğu belirtilerek, Uygur nüfusunun son 77 yılda önemli ölçüde arttığı ve yaşam beklentisinin yükseldiği öne sürüldü. Çin hükümetinin bölgede uyguladığı politikaların uluslararası toplum tarafından genel olarak olumlu değerlendirildiği iddia edildi.