Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan güncel veriler, Türkiye'deki yaşlı nüfusun (65 yaş ve üzeri) dikkat çekici bir şekilde arttığını ve bu durumun birçok ülkeyi geride bıraktığını ortaya koydu. Dünya genelinde yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 10,4 olduğu bir dönemde, Türkiye'de bu oran yüzde 11,1'e ulaşarak önemli bir artış gösterdi. Bu artış, Türkiye'deki yaşlı bireylerin sayısının, Danimarka, İsviçre, İsrail ve Yeni Zelanda gibi 98 ülkenin toplam nüfusundan daha fazla olduğunu gösteriyor.
YAŞLI NÜFUS ORANINDA MONAKO ZİRVEDE, TÜRKİYE HIZLA İLERLİYOR
Küresel ölçekte yaşlı nüfusun en yoğun olduğu ülke, toplam nüfusunun %36'sını yaşlıların oluşturduğu Monako olarak kaydedildi. Japonya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkeler de yaşlı nüfus oranında öne çıkarken, Türkiye'deki yaşlanma süreci, Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha hızlı bir ivme kazanmış durumda. Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt'un değerlendirmelerine göre, gelişen sağlık sistemleri bu artışta önemli bir etken olsa da, Türkiye'nin yaşlanma hızı endişe verici boyutlara ulaşıyor.
GÜMÜŞ EKONOMİ VE GELECEK PLANLAMASI
Yaşlı nüfusun artması, sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde önemli baskılar oluştururken, aynı zamanda yeni ekonomik fırsatları da beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Eryurt, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetleri kapsayan 'gümüş ekonomi'nin büyümeye katkı sağlayan bir alan haline geldiğini vurguladı. Bu bağlamda, deneyimli iş gücünün çalışmaya devam etmesi, beceri güncelleme politikaları ve yaşa uygun esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi, yaşlı bireylerin topluma entegrasyonu ve deneyimlerini aktarmaları için büyük önem taşıyor. Mentörlük ve gönüllülük projeleriyle de yaşlıların bilgi birikiminin genç nesillere aktarılması teşvik edilmelidir.



