EKONOMİ
Yayınlanma : 19 Ağustos 2025 14:17
Düzenleme : 19 Ağustos 2025 14:17

Türkiye'nin maden potansiyeli 3,5 trilyon dolar: Sektörün lokomotif olması gerekiyor

Türkiye'nin maden potansiyeli 3,5 trilyon dolar: Sektörün lokomotif olması gerekiyor
Türkiye'nin yılın ilk yarısındaki 49,3 milyar dolarlık dış ticaret açığının 20,82 milyar doları madencilikten kaynaklandı.

Türkiye Madenciler Derneği (TMD) verilerine göre, yılın ilk yarısında Türkiye'nin toplam dış ticaret açığı 49,3 milyar dolar oldu. Bu açığın 20,82 milyar doları madencilik ve taş ocakçılığı sektöründen kaynaklandı.

YER ALTI POTANSİYELİ VE DIŞ TİCARET AÇIĞI

Ülkenin 78,3 milyon hektarlık yüzölçümünde madencilik arama ruhsat sahaları 7,7 milyon hektarı kaplıyor. Ancak işletme ruhsatlı alanlar, toplam yüzölçümün binde 1'i seviyesinde ve neredeyse her 200 arama ruhsatından sadece 1'i işletmeye dönüşüyor. Orman alanlarında madencilik faaliyetleri, Türkiye yüzölçümünün yalnızca binde 1’ini oluşturuyor. Faaliyet sonrası rehabilitasyon ve yeniden ağaçlandırma yasal zorunluluk kapsamında yürütülüyor ve bugüne kadar 11 bin 325 hektar alan rehabilite edildi. TMD Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye'nin yer altı potansiyelinin 3,5 trilyon dolar olduğunu ve bu potansiyeli kullanamamanın kabul edilemez olduğunu belirtti.

MADENCİLİĞİN LOKOMOTİF SEKTÖR OLMASI GEREKİYOR

Yılmaz, madencilik sektörünün Türkiye ekonomisi için 'lokomotif sektör' olması gerektiğini vurguladı. Gelişmiş ülkelerde madenciliğin lokomotif sektör olduğunu hatırlatan Yılmaz, Türkiye'nin yer altı potansiyelinin harekete geçirilmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Sanayinin dışa bağımlılığının kabul edilemez olduğunu belirten Yılmaz, madenciliğin çevre ve yerel halkla karşı karşıya getirilmesinin yanlış olduğunu ve sürdürülebilirlik esas alınması gerektiğini ifade etti. Zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerine ilişkin tartışmalara da değinen Yılmaz, zeytin ağacının kutsal olduğunu ancak parametreler ve kriterler yerine getirilerek faaliyet yapılabileceğini belirtti. Yılmaz, orman alanlarında madencilik faaliyetleriyle ilgili yanlış algıya da dikkat çekerek, Türkiye'de orman alanlarının sadece binde 0,38'inin madencilik amacıyla kullanıldığını vurguladı.

KRİTİK MİNERALLER VE YENİLENEN ENERJİ

Türkiye'nin bor rezervlerinin dünya toplamının yüzde 73'ünü oluşturduğunu, ancak bordan katma değerli ürün üretiminin sınırlı olduğunu belirten Yılmaz, rafine bor ürünlerindeki ek gelir potansiyelinin yaklaşık 2 milyar dolar olduğunu söyledi. Mermer ihracatında işlenmiş ürünlerin tercih edilmesi halinde 1,5 milyar dolarlık katkı sağlanabileceğini kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin altın, bor ve doğal taşta önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Yılmaz, enerji dönüşüm sürecinde lityum, grafit, nadir toprak elementleri gibi madenlerin önemine işaret ederek, yeşil enerjiye geçişle madenciliğin 6 ila 9 kat daha fazla yapılacağını belirtti. Savunma, enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji sektörlerinin kritik minerallere bağımlı olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin lityum, gümüş, titanyum, demir, manganez, çinko, bakır ve alüminyum gibi minerallerde stratejik bir konuma sahip olduğunu söyledi. Elektrikli araçların ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla mineral gerektirdiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye'nin 2035 hedefi olan 60 gigavat ilave yenilenebilir enerji kapasitesinin madencilik girdilerine büyük talep artışı oluşturacağını da sözlerine ekledi.