EKONOMİ
Yayınlanma : 17 Mart 2026 19:23
Düzenleme : 17 Mart 2026 19:23

Türkiye'nin AB ile ilişkileri: Sadece bir pazar değil, aynı zamanda güvenlik ve istikrar köprüsü

Türkiye'nin AB ile ilişkileri: Sadece bir pazar değil, aynı zamanda güvenlik ve istikrar köprüsü
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin stratejik önemini vurguladı. Türkiye'nin AB için sadece bir pazar değil, aynı zamanda güvenlik ve istikrar köprüsü olduğunu belirtti.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin sanayi politikaları, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri, küresel ticaret dengeleri, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm gibi kritik konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçıvan, Türkiye'nin sanayi gücünün ekonomik olduğu kadar jeopolitik açıdan da önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

AB İLE İLİŞKİLER DÜN BAŞLAMADI

Bahçıvan, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin uzun bir geçmişe dayandığını ve özel sektörün bu süreçte kilit bir rol oynadığını belirtti. 1962 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı'nın AB entegrasyonundaki önemine değinen Bahçıvan, "Avrupa Birliği'ne giden yolculuktaki özel sektörün gelişimini, girişimini ve kurallara uyumunu oluşturabilmek" vakfın temel amacıydı. Bahçıvan, Türkiye'nin AB yolculuğunun dün, bugün veya 1996'daki Gümrük Birliği ile başlamadığını, neredeyse AB'nin kuruluşundan bu yana bu sürecin bir parçası olduğunu söyledi. Bu yolculuktan taviz verilmemesi gerektiğini ve tüm inançla, cesaretle ve haklar korunarak başarılı çıkılması gerektiğini ifade etti.

AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN ALACAĞIMIZ VAR

Tam üyelik, Gümrük Birliği ve mevcut durumun ayrı konular olduğunu belirten Bahçıvan, "Made in Europe" gibi projelerin önemli dönemeçler olduğunu söyledi. Bu konularda özel sektörün ve Ticaret Bakanlığı'nın lobicilik ve müzakere çabalarının haklılığı ortaya koymada etkili olduğunu dile getirdi. Bahçıvan, AB sürecinin her gün taze tutulması, tehdit ve fırsatların sürekli değerlendirilmesi gereken bir süreç olduğunu vurguladı. Kazanımların kenara çekilerek değil, sürekli mücadeleyle sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bahçıvan, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelerinden ciddi bir alacağı var ve bu alacağı vazgeçmeden, inatla ve ısrarla sürdürmek zorundayız" dedi. Türkiye'nin AB için hem bir üretim merkezi hem de önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Bahçıvan, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkinin karşılıklı bağımlılık içerdiğini söyledi. AB ülkelerinin toplam ihracatında Türkiye'nin ilk beş pazar arasında yer almasının müzakere gücünü artırdığını belirtti. Küresel ticaretteki değişimlere dikkat çeken Bahçıvan, bloklaşmaların ve yeni ticaret anlaşmalarının önem kazanacağını, AB'nin farklı ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının dikkatle analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin AB için sadece bir pazar değil, aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsü olduğunu belirten Bahçıvan, Avrupa'nın huzurunun büyük ölçüde Türkiye'den geçtiğini ve bu köprünün değerinin daha iyi anlaşılması gerektiğini söyledi. Bahçıvan, Türkiye'nin 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla Avrupa için vazgeçilmez bir partner olduğunu ve bu gerçeğin hem Avrupa hem de Türkiye tarafından daha net görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Pandemi döneminde Türk sanayisinin gösterdiği performansa da değinen Bahçıvan, Türkiye'nin kriz zamanlarında güvenilir bir üretim merkezi olduğunu ve zor dönemlerin üreticisi ve tedarikçisi olduğunu kanıtladığını belirtti. Son olarak, yeşil dönüşümün Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu ve bu alanda yapılan yatırımların rekabet avantajı yaratabileceğini ifade etti.