EKONOMİ
Yayınlanma : 21 Ocak 2026 14:34
Düzenleme : 21 Ocak 2026 14:34

Trump'ın gümrük tehditleri Davos'ta Avrupalıları alarma geçirdi

Trump'ın gümrük tehditleri Davos'ta Avrupalıları alarma geçirdi
Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Trump'ın Grönland talepleri ve Avrupa'ya gümrük tehditleri gündemi belirledi. Avrupalı liderler tepki gösterirken, Trump'ın bugünkü konuşması merakla bekleniyor.

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu'nun üçüncü gününde, dünya liderleri ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa ekonomisini ve küresel güvenliği hedef alan açıklamalarına odaklandı. Trump, Danimarka'ya bağlı Grönland Adası'nın stratejik nedenlerle ABD kontrolüne geçmesi gerektiğini yineledi ve Danimarka'nın satışa karşı çıkması halinde, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine 1 Şubat'tan itibaren cezai gümrük vergileri uygulanacağını belirtti.

AVRUPALI LİDERLERDEN TEPKİ GELDİ

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump’ın Grönland’ın ilhakına yönelik taleplerini ve Avrupa’ya yönelik ek gümrük vergisi tehditlerini kınadı. Ancak ekonomik bir gerilimin eşiğinde olunduğu bu dönemde, transatlantik ilişkileri tamamen koparmamak adına açıklamalarında temkinli ve 'stratejik özerklik' vurgusu yapan bir dil kullandılar.

TRUMP'IN NATO VE BARIŞ KURULU AÇIKLAMALARI

Trump, Davos'a gelmeden önce müttefiklerini savunma harcamalarını artırmaya zorlayarak NATO'yu kendisinin güçlendirdiğini söyledi ve 'Eğer biz NATO'nun yanında olmazsak NATO çok güçlü olmaz.' dedi. Ayrıca, Gazze'deki İsrail saldırıları sonrası düzeni tesis etmek amacıyla kurmayı planladığı 'Barış Kurulu' da Davos gündemindeki bir diğer kritik başlık oldu. Bu yeni oluşum, Birleşmiş Milletler'e bir rakip olarak değerlendiriliyor.

DAVOS'TA MERAKLA BEKLENEN KONUŞMA

Trump'ın, bugün TSİ 16.30'da Davos'ta yapacağı konuşmada Avrupa’yı hedef alan ekonomik tehditlerini sürdürüp sürdürmeyeceği küresel piyasalar ve diplomasi çevrelerince merakla bekleniyor. Öte yandan, Trump, Davos tarihinde bir ilke imza atarak, bugüne kadarki en geniş kapsamlı ABD delegasyonuyla zirveye katılım sağlıyor ve bu gövde gösterisi 'Önce Amerika' politikasını küresel sahnede yeniden tesis etme çabası olarak yorumlanıyor.