GÜNDEM
Yayınlanma : 08 Mart 2026 03:12
Düzenleme : 08 Mart 2026 03:12

SETA, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri uluslararası hukuk açısından değerlendirdi

SETA, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri uluslararası hukuk açısından değerlendirdi
SETA, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin uluslararası hukuk üzerindeki etkilerini değerlendirirken, bölgedeki gerilimlerin küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından yaratabileceği risklere dikkat çekti.

SETA, 5 Mart 2026 tarihinde yayımladığı “Odak” analizinde Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin uluslararası hukuk ve küresel ticaret üzerindeki etkilerini ele aldı.

ULUSLARARASI HUKUKUN TEMEL PRENSİPLERİ AŞINIYOR

Analizi SETA araştırmacısı Yücel Acer kaleme aldı. Son üç yılda Ortadoğu'da özellikle İsrail merkezli gelişmelerin uluslararası hukukun temel prensiplerini ciddi şekilde aşındırdığı belirtildi. Devletlerin egemenliğine saygı, sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesi ve meşru müdafaa dışında silahlı kuvvet kullanılmasının yasak olması gibi ilkelerin bölgede sistematik bir şekilde ihlal edildiği ifade edildi.

EKONOMİK BOYUT VE TEDARİK ZİNCİRİ RİSKLERİ

Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gerilimin ekonomik boyutuna da dikkat çekilen analizde, boğazın kapanması ya da geçişlerin aksaması durumunda küresel enerji piyasalarının ciddi şekilde etkilenebileceği kaydedildi. Boğazdan büyük miktarda petrol ve LNG taşındığı, alternatif ihracat yollarının oldukça sınırlı olduğu vurgulandı. Ayrıca, petrol ve LNG tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişinin durmasının küresel enerji fiyatlarını artırabileceği ve tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabileceği belirtildi.

İRAN'IN TAHLİKELİ AÇIKLAMALARI

Yazıda, uluslararası deniz hukukuna göre savaş zamanında dahi uluslararası boğazlardan sivil ticaret gemilerinin geçişinin kural olarak serbest tutulması gerektiği hatırlatıldı. Ancak kıyı devletlerinin kendi güvenliğini tehdit ettiğini düşündüğü yük taşıyan gemilerin geçişine sınırlı ölçüde müdahale edebileceği ifade edildi. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilere saldırı düzenleyebileceğine yönelik açıklamalarının boğazın güvenliğini fiilen ortadan kaldırdığı değerlendirmesine yer verildi. Uluslararası hukuka göre ise İran dahil hiçbir ülkenin boğazdan geçen sivil gemilere saldırı düzenleme hakkına sahip olmadığı vurgulandı. Bu gelişmelerin yalnızca bölgesel güvenlik değil aynı zamanda küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından da kritik sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.