İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırması, Türk sanayicisinin içinde bulunduğu finansal çıkmazı gözler önüne serdi. Yüksek faiz ortamı, şirketlerin kârlılığını törpülerken, ayakta kalma mücadelesi veren firmalar daha fazla borçlanmak zorunda kaldı. Ancak bu borçlanma, vadesi giderek kısalan bir yapıya büründü. Üretim ve ihracat rakamları artış gösterse de, şirketlerin finansman yükü ağırlaştı ve bilanço yapıları daha kırılgan hale geldi. 2025 yılında İSO 500 şirketlerinin toplam borçları, bir önceki yıla göre %30,8'luk dikkat çekici bir artışla 7,6 trilyon liraya ulaştı. Buna karşılık, özkaynaklardaki artış ise sadece %15,8'de kalarak, borçların özkaynaklardan neredeyse iki kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya koydu.
BORÇ AĞIRLIKLI BİLANÇO GERİ DÖNDÜ
2023 yılında enflasyon muhasebesinin etkisiyle bir nebze olsun nefes alan özkaynaklar, sadece iki yıl içinde yeniden borç ağırlıklı bir görünüme evrildi. Toplam aktifler içinde özkaynakların payı %52,1'den %49,1'e gerilerken, borçların payı %50'nin üzerine çıkarak sanayideki kârsızlık sorununun bilanço yapısını bozmaya başladığını net bir şekilde gösterdi. Bu tablo, yüksek faiz oranlarına rağmen şirketlerin krediye olan bağımlılığının arttığını da vurguluyor. İSO 500 listesindeki mali borçlar 2025 yılında %41,6'lık bir sıçramayla 3,9 trilyon liraya ulaştı. Bu durum, ticari borçların gerisinde kalan mali borçların yeniden ön plana çıktığını ve toplam borçlar içindeki payının %50'yi aştığını gösteriyor.
GÜNÜ KURTARMA ÇABASI: KISA VADELİ FİNANSMAN ÖNE ÇIKTI
Sanayi için en endişe verici gelişmelerden biri de borçların vade yapısında yaşandı. 2023 ve 2024 yıllarında düşüş gösteren kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı, 2025'te yeniden yükselişe geçti ve %48,5'ten %49,5'e çıktı. Kısa vadeli mali borçlar %44,6 artarken, uzun vadeli borçlardaki artış %38,6'da kaldı. Bu eğilim, şirketlerin yatırım finansmanı sağlayacak uzun vadeli kaynaklar yerine, günü kurtarmaya yönelik kısa vadeli finansmana yöneldiğini açıkça ortaya koyuyor. Borçların vadesinin kısalması, doğal olarak şirketlerin yatırım kararlarını da olumsuz etkiliyor. Kısa vadeli finansman baskısı altında kalan firmalar, kaynaklarını yeni yatırımlardan çok mevcut üretimi sürdürmeye ayırmak zorunda kalıyor. Bu da kapasite artışlarını geciktiriyor ve verimlilik yatırımlarını sınırlıyor. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan'ın da belirttiği gibi, finansmana erişimin zorlaştığı bu ortamda sanayi şirketlerinin üretim, yatırım ve rekabet gücü baskı altında kalıyor. Yüksek faiz politikasının sanayi üzerindeki etkisi sadece kârlılıkta değil, bilanço yapısında da hissediliyor. Şirketler daha pahalı ve daha kısa vadeli borçlanmak zorunda kalıyor, bu da sanayicinin geleceğe dönük yatırım kapasitesini zayıflatıyor ve finansal kırılganlığı artırıyor. Üretim ve ihracatta büyümenin sürdüğü bir dönemde borçların özkaynaklardan daha hızlı artması ve kısa vadeli finansmanın yeniden ağırlık kazanması, sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir risk teşkil ediyor. Türkiye'nin üretim devleri giderek daha fazla borçla ayakta kalırken, bilanço yapısındaki bu bozulma sanayinin önündeki en kritik sorunlardan biri haline geliyor.



