Türkiye, enerji sektöründe yeni bir dönüm noktasına doğru adımlarını hızlandırıyor. Deniz üstü rüzgar enerjisi projeleri, karasal santrallerden farklı bir yaklaşım gerektiriyor. Bu projelerde rüzgar verileriyle birlikte deniz tabanı yapısı, dalga ve akıntı özellikleri gibi birçok faktörün dikkate alınması gerekiyor.
ÇOK KATMANLI HAZIRLIK SÜRECİ
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, deniz üstü projelerde ilk olarak doğru alanın seçiminin yapıldığını vurguladı. Yaman, mekansal planlama ve alan seçiminin ardından rüzgar, dalga, akıntı ve deniz tabanı ölçümlerinin gerçekleştirildiğini belirtti. Bu sürecin ÇED çalışmaları, sosyal etki analizleri, şebeke bağlantıları ve lojistik planlaması gibi aşamalarla devam ettiğini ifade etti.
KAPASİTE ARTIRIMI VE EKONOMİK KATKI
Yaman, deniz üstü rüzgar projelerinin kapasite faktörlerinin karasal projelere göre daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye'nin 2040 yılına kadar 7 GW'lık bir kurulum senaryosunun mümkün olduğunu ve bu durumun ekonomik katkılar sağlayacağını belirtti. Düşük büyüme senaryosunda bile 32 bin iş yılı ve 4 milyar dolarlık katkı sağlanabileceği öngörülüyor. Deniz üstü rüzgar yatırımlarının sadece enerji üretimi ile sınırlı kalmayacağı, yeni pazarlar oluşturacağı da ifade edildi.



