Orta Doğu'da artan gerilimde Türkiye, kritik bir diplomatik rol üstlenerek yeniden dikkatleri üzerine çekiyor. İsrail ve İran arasındaki tansiyonun yükselmesi ve ABD'nin bölgedeki varlığı, Ankara'nın çok yönlü dış politika stratejisini bir kez daha ön plana çıkardı. 28 Şubat'ta ABD'nin İsrail'i destekleyerek İran'a yönelik saldırısının ardından Türkiye, hem Batı ülkeleriyle olan ilişkilerini hem de bölge ülkeleriyle kurduğu diyalog kanallarını etkin bir şekilde kullanmaya başladı.
TARAFLAR ARASINDA KÖPRÜ KURMA ÇABASI
Son dönemde arabuluculuk rolüyle öne çıkan Türkiye, taraflar arasında doğrudan temasın zorlaştığı alanlarda "güvenilir arabulucu" konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Edinilen bilgilere göre, Türkiye son haftalarda hem Tahran hem de Washington nezdinde temaslarını yoğunlaştırdı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, hem Körfez ülkelerini ziyaret etti hem de mevkidaşlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
BÖLGESEL ÇATIŞMAYI ÖNLEMEK TEMEL HEDEF
Yapılan görüşmelerde Ankara'nın temel önceliğinin, bölgesel bir çatışmanın önüne geçmek ve gerilimi diplomasi yoluyla kontrol altına almak olduğu muhataplara iletildi. Ankara, ABD ile İran arasındaki arabuluculuk diplomasisinin yanı sıra İran ve Körfez ülkeleri arasında da sakinleştirici bir rol üstleniyor. Türkiye, savaşın Körfez ülkelerini de içine alacak boyuta ulaşmaması için İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin artmaması yönünde girişimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Türkiye'nin Körfez ülkeleri ile yaptığı görüşmelerde "oyuna gelmemeleri" yönünde telkinlerde bulunduğu öğrenildi.



