Bilim insanları, yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük zorluklarından birine, yani güneşin batması veya rüzgarın durması durumunda enerjinin nasıl depolanacağına çare arıyor. Bu kapsamda, ABD'nin Kaliforniya eyaleti açıklarında, okyanus yüzeyinin yaklaşık 600 metre altında sıra dışı bir sistem test ediliyor.
BETON VE SUDAN OLUŞAN DEV ENERJİ DEPOSU
Küçük bir ev büyüklüğündeki içi boş beton küreler, deniz seviyesinden 77 kat daha yüksek basınca dayanabilecek şekilde tasarlandı. Bu yapılar, insan, petrol veya gaz içermiyor; bunun yerine depolanmış elektrik enerjisini barındırıyor. StEnSea (Stored Energy in the Sea / Denizde Depolanan Enerji) adı verilen bu yenilikçi proje, temiz enerji çağının en kritik sorunlarından birini hedefliyor. Sistemin temel prensibi oldukça basit: Okyanus tabanına yerleştirilen bu beton kürelerin içine, rüzgar türbinleri gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen fazla elektrikle deniz suyu pompalanıyor. Bu işlem kürenin içinde vakuma yakın bir ortam oluşturuyor. Enerji ihtiyacı doğduğunda ise bir vana açılarak, denizin muazzam basıncıyla içeri dolan su, bir türbini döndürerek elektrik üretiyor. Bu döngü, yılda yüzlerce kez tekrarlanabiliyor. Teknoloji ilk olarak 2017'de Almanya'daki Konstanz Gölü'nde küçük bir prototip ile başarıyla test edildi.
400 TONLUK KÜRELER PASİFİK'TE DENENECEK
Fraunhofer Enerji Ekonomisi ve Enerji Sistemleri Teknolojisi Enstitüsü (IEE) liderliğindeki ekip, Long Beach (Kaliforniya) açıklarındaki derin Pasifik sularında yeni bir prototipi denemeye hazırlanıyor. Yaklaşık 9 metre çapında ve 400 ton ağırlığındaki beton küre, 500 ila 600 metre derinliğe sabitlenecek. 2026 sonuna doğru faaliyete geçmesi planlanan bu sistem, 0,4 megavat-saat elektrik depolayabilecek. Bu miktar, ortalama bir evin iki ila üç haftalık elektrik ihtiyacını karşılayabiliyor. StEnSea, aslında yüzyılı aşkın süredir kullanılan pompalı hidroelektrik sistemlerinin denize uyarlanmış bir versiyonu olarak görülebilir. Ancak geleneksel sistemler büyük alanlar ve uygun coğrafya gerektirirken, StEnSea denizin derinliğini bir avantaj olarak kullanıyor. Ekip, bu yöntemin çevresel ve sosyal kısıtlamalarının daha az olduğunu ve kamuoyu tarafından daha fazla kabul görebileceğini belirtiyor. Ayrıca, açık deniz rüzgar santrallerine yakın konumlandırılabilmesi sayesinde kara alanı işgal etme ve yerel halktan itiraz gelme olasılığı da azalıyor. Bu sistemde okyanusun kendisi üst rezervuar, beton küre ise alt rezervuar görevi görüyor.
GÜNLÜK DEPOLAMA POTANSİYELİ DEVASA
Uzun vadeli hedef, deniz tabanında 30 metre çapındaki dev kürelerden oluşan alanlar oluşturmak. Fraunhofer IEE'nin hesaplamalarına göre, bu teknolojinin küresel enerji depolama potansiyeli 817 bin gigavat-saat olarak öngörülüyor. Bu kapasite, yılda yaklaşık 75 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde. Mevcut tasarımda her bir küre sınırlı miktarda enerji depolasa da, sistem ölçeklenebilirliğini koruyor. Örneğin, altı büyük küreden oluşan bir tesis, 120 megavat-saat kapasite ve 30 megavat çıkış gücü sağlayabilir. Bu tür tesisler, ucuz elektriği depolayıp pahalı saatlerde kullanmak veya şebekeyi dengelemek gibi kritik görevler üstlenebilir. Fikir ilk olarak 2011 yılında ortaya atılmıştı ve şimdi somut bir şekilde hayata geçirilmeye çalışılıyor.



