Orta Doğu'da artan askeri ve siyasi gerginlikler, dünya enerji trafiğinin merkezini oluşturan Basra Körfezi'ni adeta bir 'enerji hapishanesine' dönüştürdü.
İHRACATTAKİ DÜŞÜŞ KAYGI VERİCİ
Hürmüz Boğazı'nın kapanma noktasına gelmesiyle birlikte, Körfez ülkelerinin günlük ekonomik kaybı 2 milyar doları geçti. Anadolu Ajansı'nın 21 Mart 2026 tarihli verilerine göre, çatışmaların başlamasından önce günlük ortalama 25,1 milyon varil olan petrol ihracatı, mart ayı itibarıyla 9,7 milyon varile kadar geriledi. Bu durum, küresel piyasalara sunulan petrolün yaklaşık %61,3'ünün piyasadan çekildiği anlamına geliyor.
STRATEJİK TESİSLER TEHLİKEDE
Anadolu Ajansı'nın yayınladığı infografik veriler, krizin sadece bir lojistik sorun olmadığını, aynı zamanda üretim ve depolama tesislerinin de büyük ölçüde zarar gördüğünü göstermekte. Suudi Arabistan'da dünyanın en büyük işleme tesisi olan Abkayk ile kritik ihracat noktası Ras Tanura'daki faaliyetlerin durması, enerji arzını doğrudan etkilemekte. Katar'daki Ras Laffan tesisleri, küresel LNG piyasasında arz daralmasına neden oluyor. Kuveyt ve BAE'deki Mina al-Ahmadi ve Cebel Ali limanlarının devre dışı kalması ise deniz yoluyla yapılan sevkiyatları durma noktasına getirdi. Körfez ülkeleri, enerji gelirlerine olan aşırı bağımlılıkları nedeniyle bu durumu bir 'beka sorunu' olarak görmekte. İhracat gelirleri içinde petrol ve gazın payı; Kuveyt'te %90, Katar'da %89, Irak'ta %85 ve Suudi Arabistan'da %74 seviyesinde. Bu ülkelerin yıllık bütçeleri, ihracattaki duraksama nedeniyle büyük açıklarla karşı karşıya kalıyor. Alternatif rotalar yetersiz kalmakta. Umman Denizi kıyısındaki Dukm ve Salala limanları, Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakmak için bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak mevcut altyapı, Basra Körfezi'nden gelen büyük kapasiteyi karşılamakta yetersiz kalıyor. Uzmanlar, kriz devam ederse küresel enerji fiyatlarında kontrol edilemez bir artış ve sanayi üretiminde ciddi bir yavaşlama yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamanın sadece ABD'nin görevi olmadığını savunarak, bu bölgeden geçen petrolün asıl alıcılarının Çin, Japonya ve Güney Kore olduğunu vurguladı. Trump, bu ülkelerin kendi donanmalarıyla sevkiyat güvenliğini sağlaması gerektiğini ifade etti.



